in

BABALAR GÜNÜ VE EVLATLAR

BABALAR GÜNÜ VE EVLATLAR

Babalar günü nedeniyle çocuklar babaları için “ne yapabiliriz, nasıl bir hediye alırsak babamız mutlu olur,” gibi düşüncelerle dolarlar. Anneler günü gibi babalar günüde çok önemli bir yaklaşım.

Şimdi şöyle dediğinizi duyar gibiyim, böyle bir güne ne gerek var zaten bizler babamızı biliyoruz ve nasıl ilişki kurmamız gerektiğine ancak biz karar veririz. Aynı şekilde annemizi de böyle bir günde hatırlayacak değiliz. 

Evet demeyi ve size hak vermeyi çok isterdim; ama ne yazık ki kusuruma bakmayın bu konuda hiç taviz vermeden size hak veremeyeceğim.

Babalarımız bizim baş tacımız, annelerimiz bizim başımızın tacı. Günlük olarak gidip ihtiyaçları olup olmadığını sorabiliriz, hâl hatır sorabiliriz, bu onların hayır dualarına nail olmak için çok güzel bir davranış olabilir. Ayrıca, evlat olmak bunu gerektirir. “Allah razı olsun” dediklerinde ne kadar çok mutlu oluruz. O gün işe giderken işlerimizin, atalarımızın bize ettiği dualar sayesinde istediğimiz gibi hayırlara vesile olacağı biliriz ve bu bizim içimizi ferahlatır.

Peki ya anne ve babalarının bırakın halini hatırını sormayı nerede olduklarından bihaber olan evlatlar. Kendi benliklerinden uzak örf, adet ve geleneklerinden uzaklaşmış bedbaht evlatlar. Hele ki paranın, şöhretin verdiği şımarıklıkla anne babayı unutmuş, sanki o beyleri hanımları dünyaya getirenler ana babaları değilmiş gibi atalarından kendilerini soyutlayarak, atalarını utanç abidesi gibi görmeleri, kabul edilir gibi değil.

Ne kadar çok paranız olursa olsun veya ne kadar şöhrete sahip olursanız olun unutmamanız gereken, sizi seven ve size hayır duaları eden ebeveynlere sahip olmanızın farklı, manevi bir güzellik olduğudur. Şöhretin ve paranın bir kalıcılığı yoktur. En nihayetinde hepimiz Tanrı’nın huzunda eşit muamele göreceğiz.

 Sizin zenginliğinizin ve ününüzün Tanrı nezdinde hiçbir hükmü yok. Siz burada birilerine ya da kendinize yalancı bir dostluğu, sahte bir arkadaşlığı aşılayabilirsiniz, ama bunun uzun ömürlü olduğunu, size prim sağlayacağını düşünmeyin. Atalarımızın dediği gibi:

“Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.

Malına güvenme bir kıvılcım yeter.”

Bununla beraber şunu da söylemek isterim: “eğer bir gün ebeveyn olmaya karar verirseniz aklınıza kendi ebeveynleriniz gelsin. Ne ekerseniz onu biçersiniz.”

Bildiğiniz gibi hayırlı evlatlar sırf eşlerini mutlu etmek ve  evde huzurları bozulmasın diye atalarını yaşlılar yurduna yerleştirerek evlerinde, kendi içlerinde yaşadıkları içsel boşluğu bir şekilde doldurmak isterler. Halbuki manevi yönden her zaman boşluğu içlerinde hissederler. Ebeveynlerini yaşlılar yurduna yerleştirdiklerinde hayatları boyunca mutlu olacaklarını düşünürler. Halbuki yaptıkları sadece ebeveynlerine karşı saygısızlık ve vefasızlık.

Peki çocukları dede ve nineleriyle büyümüş olsalar, onlardan geçmişe dair görüşlerini alsalar, dedeler neler yaşadıklarını torunlarına aktarsalar, bu bilgiler daha sonra çocuklarınızın çocuklarına anlatacakları birer tarihi anı olarak geçse ve çocuklar bunlarla mutlu olsalar kötü mü olur? Hiç sanmıyorum.

Bugün atalarınızı götürüp yerleştirdiğiniz yaşlılar yurdundaki yataklarının olduğu odaların size miras olarak kalacağını aklınızdan çıkarmayın.

Benim rahmetli anneciğim, dedemin elleri titrediğinden tüm özel işlerini gönülden yapardı ve dedem öleceği ana kadar hep kendisine hayır duası etmiştir.

Bu zamanda acaba bunu yapacak evlatlar kaldı mı dersiniz?

Fazla uzatmadan tüm babaların babalar günü kutlu olsun.

Lütfen bakımevleri ve hastanede yatan yaşlıları ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.

Davut İZOL

Yazar Davut İZOL

Davut İZOL 01.06.1968 Şereflikoçhisar doğumludur.Kamudan Topograf olarak emekli olmuştur.15.08.2017 yılında geçirmiş olduğu rahatsızlık neticesinde sağ kolu ve sağ ayağında felç neticesinde hasar kalmıştır.Şuan %83 engelli raporuyla hayatını idame etmektedir.
Yaşadığı bu talihsiz durum neticesinde kendisi gibi engelli dostlarını bulmuş. Onların yaşadıklarını , toplumun yanlış bakış açısını daha net görmüştür.
Bu vesileyle yazmış olduğu sosyal mesajlar veren, özellikle kişisel gelişim üzerine insanların hayatlarını nasıl yön vermeleri gerektiği ve özellikle Engelli Dostlarımız başta olmak üzere yaşlıların artık ülkemizdeki genç nesil tarafından kendileri sanki bir engellilik durumuna veya hiç yaşlanmayacaklarmış gibi lakayt ve saygısızlık sergilemelerini konu aldığı “İÇİMDEKİ YALNIZLIĞIM” kitabında açık bir dille dile getirmiştir.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BOŞLUK

HAYDİ ÇOCUKLAR DERS VERME SIRASI SİZDE