in

BENLİĞİN SESİ

BENLİĞİN SESİ

Kitaplarıma gömüldüm. İnsanlardan uzaklaşıyorum. Sevgiden, samimiyetten uzak tüm davranışlar bana acı veriyor. Belki bu yüzden kendimi de sevemiyorum. Kusurlarım, kusurlarınız, hepsi yüreğime batıyor. Niye o durumda bulunduğumu anlamıyorum. Sık sık kendime soruyorum: Niye buradasın? Burada ne yapıyorsun? Neye hizmet ediyorsun? Gerçekten mutlu musun? Nedir seni üzen, kaygılandıran? Bir gün hepsi son bulmayacak mı? Gerçekten ne yapmak istiyorsun? Nedir bu arayış? Hiçbir şeye, hiç kimseye ait olamam. Her zaman, bir parça yalnız olmalıyım ama bu da anlamsız geliyor. Ruha dokunmadan, öylesine geçip gitmek, sadece mecbur resmiyetlerin hizmetçisi olmak… Gerçek olmayan bir şeyi yapmak istemiyorum ki! Her gün içsel benliğimizi temizlemek için yol almış olmak kıymetli değil mi? Ne için yaşıyoruz? Ölmek için olamaz. Eğer bitecekse burada yaşam, yaptıklarımızın ne önemi var? Ama ya yaşamdan önce ölüm varsa ve hiçbir şey göründüğü gibi değilse? Belki de önce ölüyoruz ve sonra bu ölümden doğuyoruz. Çünkü önce doğup sonra ölüyor olsaydık ilk tembellikte kendimizi öldürürdük. İlk hayal kırıklığında, ilk düşüşte, ilk yılgınlıkta buradaki hayatımıza son verebilirdik. Ama içgüdüsel bir isteğimiz var. Yaşamak istiyoruz ancak nasıl yaşayacağımızı bilmiyoruz. İşte ben de bunu araştırıyorum ve ancak içimdeki Tanrı’nın rehberliğinde bunu anlayabilirim oysa onun sesi bana doğru yaşamadığımı ve şunları söyledi:

-Potansiyelin bununla sınırlı değil. Sana hayal ettiğinden çok daha fazlasını verdim ama sen benliğinden kurtulamadığın için içindeki gücü kullanmıyorsun. Eğer önce ölmüş olduğunu kabul ediyorsan yaşayan kişi artık sen değilsin. Senin bedeninde yaşayan Tanrı’yım ve sana sevgiyle yaklaştığım için tüm hatalarına rağmen seninle bir bütün olmaya geldim. İzin ver, içeri gireyim. Benliğinden kaynaklanan tüm ızdırapları alayım ve yerine masmavi bir deniz, yemyeşil ağaçlar, rengarenk çiçekler koyayım. Çünkü beni fark etmene rağmen kalbini bana vermedin. Beni kabul ettin ama yüreğinde hissetmedin. Bunun için benliğini alçaltman gerekir. Benliğin alçaldıkça içindeki yerim yücelir. Beni yüceltmeni neden istiyorum sanıyorsun? Hırslarından, tutkularından, acılarından, nefretinden, seni köleleştiren isteklerinden, kırgınlıklarından ve yorgunluklarından kurtulman için… İnsan kendisini unutmadan tüm bunları nasıl unutabilir? Benliğini yükselterek yaşarken her şey acı çekmene neden oluyor. Küçücük bir söz, manidar bir bakış, yerine gelmeyen beklentiler… Hatta sevdiklerin bile bazen acı veriyor. Böyle yaşamak zorunda değilsin. Benliğini değiştirerek daha kötü bir insan olman da gerekmiyor. Bunun seni engin bir denize değil, sönmeyen bir yangına götüreceğini biliyorsun.

Söylediklerini derin derin düşünürken benliğimin sesiyle cevap verdim:

-Anlıyorum ki içimdeki yerin büyüdükçe ben de büyüyeceğim, sen yaşadıkça ben de yaşayacağım. Çünkü yaşamın kendisi sensin. Mutluluksun, ferahlıksın, huzursun. Pişmanlık değilsin, ölüm değilsin, korku değilsin. Sonsuz bir sevgiye açılan kapısın. Düşmüş olanları kaldırmak için varsın. Ölmüş olanları diriltmek için varsın. Acıları teselli etmek için varsın. Bir kez dünyaya geliyorsam ve bunların hiçbirini hissetmiyorsam zaten sana ihtiyacım yok demektir. Çünkü kendime bile yabancı olurum ve kendimi tanıyamamışken seni hiç tanıyamam. Öyleyse iki seçeneğim var: Ya dağı ikiye bölerim seninle ya da bir anda yıkılır düşerim çıktığım kulenin tepesinden…

Süzan PIRNALYAN

Yazar Süzan PIRNALYAN

Süzan Pırnalyan, 25 Ekim 1995, İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi- Üstün Zekalılar Öğretmenliği lisans bölümünden 2017’de mezun olmuştur. Özel bir okulda sınıf öğretmenliği yapmaktadır. 15 yaşındayken içindeki yazma tutkusunu keşfetmiş ve özellikle üniversite yıllarından itibaren şiir ve deneme türlerinde yazmaya başlamıştır. 2014 yılından itibaren belli aralıklarla yazmış olduğu yazıların bir kısmı kucukbiryanki.blogspot.com adresinde bulunmaktadır. Blog’un tanıtımını ise @kucukbiryanki instagram hesabından yapmaktadır. Kendisini hayata bağlayan ve heyecanlandıran kaynağın sanat olduğuna inanmaktadır. Okumaktan, araştırmaktan ve üretmekten büyük zevk almaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ARKADAŞ ÖZLEMİ

CENAZE ARABASIYLA SEYAHATE ÇIKMAK