in

CENAZE ARABASIYLA SEYAHATE ÇIKMAK

CENAZE ARABASIYLA SEYAHATE ÇIKMAK

Cenaze arabasıyla seyahate çıkmak şimdiye kadar yaptığımız en deli hareketti.

-Nasıl yani? Ölü bedenleri mi toplayacağız? “Kulaksız” diyorum yol arkadaşıma. Tek başıma böyle bir yükün altına nasıl girebilirim.

İnsanların acılarını paylaşmak istiyorduk. Başka ne olabilirdi ki?

Ceset çalmanın suç olabileceğini düşünememiştik. Hem onlar artık aramızda değillerdi. Kim bedava seyahat etmek istemez ki? Kalkıyor, atlayın, son koltuklar. Uzanmak serbest. Tabut siparişleri için muavin sizlere yardımcı olacak, endişe etmeyin. Arkadan iki kişi ve bir oğlan çocuğu.

 -Yaşı kaç çocuğun?

-İki

-Bildiğimiz iki mi?

-Evet. Bebeklerin ikisi.

-Nasıl öldü oğlunuz?

-Öldü işte, sebepsiz.

-Peki, çocukların olduğu aracımıza alacağız oğlunuzu.

Anne oğluna yapıştı. O an öldüklerini unutmuş, sadece oğlum diyordu kadın. Oysa çocuk annesini terk edeli bir hayli olmuştu. Anlıyorum. Bir annenin böylesine bir vedayı kabul etmesini beklemek bana çok uzak geliyordu.

Duygusal olaylar Kulaksız’ı pek etkilemiyordu. Sonuçta hepimiz bir gün öleceğiz ne de olsa. “Ölümün yaşı kaç olabilir?” diye düşünüyordum. Hesap cetvelimi cebimden çıkararak karalamaya başlıyorum. Çıkan sonuç hayatın denklemini gösteriyordu. Elimdeki denklemle birlikte, diğer tarafa geçiş pasaportu olarak katlayarak girişteki banka vezne memuru rahmetli Kazım amcaya uzatıyorum. Kazım amcanın bana torpil yapabileceğini düşünerek en şirin halimle gülümsüyorum. Pasaportuma vurduğu siyah damga gideceğim yerin pek içler acısı olmadığını yansıtıyordu.

Cenaze arabasını durdurarak arka bölmede tabutun yanına uzanan Kulaksız’a bakıyorum. Sanki arkadaşımı hayatta bir defa yaşayacağımız ölümün provasına götürüyor gibiydim. Okula ilk defa başlayacak olan çocuğun gözlerindeki gibi ışıl ışıldı. Biraz kaymasını istiyorum, yanına ilişebilmek için.

Çok hız yapmamakla birlikte trafikte arıyorduk yaralı ölüleri. Anlık müdahale ve hırsızlık eylemini icra etmek için sakinliğimizi koruyorduk. Bu arada asıl görevimizden bahsetmeyi unutuyorum. Aniden dünyamızı terk eden ruhları son defa ziyaret ediyorduk.

Kaza sırasında kaybolan ayağını arayan adamın yanına gidiyorduk. Cenaze arabasındaki tabutun onu beklediğinden habersiz son yolculuğuna doğru yürüyordu.

-Ayağımı gördünüz mü?

-Tabi ki gördük.

-Yerini benim için tarif edebilir misiniz?

-Siz uzanın biz sizi ayağınızın olduğu yere götüreceğiz.

Öldüğünden habersiz tabutun içerisine uzanıyordu, hiç şüphelenmeden. Zaten insanın ölümü kabullenmesi bilmeden olmalı, yoksa adam tabuta neden yatsın ki?

Adamın içinin huzur dolu olduğunu yüzündeki tebessümden anlıyorum. Acaba rüyasında ayağına mı kavuşuyordu?

Duygusal olaylar Kulaksız’ı pek etkilemiyordu. Sonuçta hepimiz bir gün öleceğiz ne de olsa. “Ölümün yaşı kaç olabilir?” diye düşünüyorum.

Gözümü açtığım an yanı başımda gözü yaşlı Kulaksız’ı görüyorum. Elimin altındaki tahta zemin bana yolu çoktan yarıladığımı kanıtlıyordu. Bu kadar zaman kendi ölümümün yolculuğunu izlemiştim. Ölmeden önce gördüğüm son rüyamla Kulaksız’a veda ediyorum.

Gözlerimi kapatıyorum, yeni dünyam için.

Eğer varsa tabi…

Kim bilir!

Volkan KOÇAK

Yazar Volkan KOÇAK

Volkan KOÇAK , 1985 yılında Malatya doğumludur. İlkokul ve lise yıllarında ailesinin desteğiyle müzik kurslarına giderek bir çok enstrüman çalmayı öğrenmiştir. Üniversite döneminde İngilizce öğretmeni Mert Aslan’ın edebiyat anlamında yaptığı tavsiyelerle daha fazla kitap okumaya başladı. Okulu bitirdikten sonra Aydın’da kitapevi açtı. 2 yıl işlettikten sonra Aydın Belediyesi’nin tiyatro departmanında çalışmaya başladı. Bu dönemde ilk hikayelerini kaleme aldı. Çeşitli dergilerde öykü ve hikayeleri yayınlandı. Daha sonra Aydın Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezleri’nde gitar ve satranç eğitmeni olarak çalışmaya başladı. Hoş Geldin Mutlu Ölüm” ve “ Saydam Ruhlar” isimli iki kitabı yayınlandı. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır. Aydın yerel gazetesi Olay Aydın internet sitesinde halen kısa hikayeler yazmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BENLİĞİN SESİ

HAYDİ GEL