in

DUYGULARIN CİNSİYETİ YOKTUR

DUYGULARIN CİNSİYETİ YOKTUR

Bugünkü yazımı ülkemizde son dönem artan cinayet haberlerini referans alarak yazmak istedim. Genel olarak cinayetlerin erkekler tarafından işlendiği aşikâr; ancak bu durumu kolektif bir bakış açısıyla değerlendirirsek karşımıza neler çıkacak bunlara değinmek istiyorum.

Özellikle bizim kültürümüzde duyguları cinsiyetlerle eşleştirseydik: kadın için kırılma, ağlama ve kabullenme; erkek için de öfke, eyleme geçme ve agresyon diyebilir miydik?  Bu topraklarda çoğumuz duygularımızdan utanarak onları yok sayarak büyütüldük. Genel öğretilere ayak uydurmamız gerekti. Bu yüzden çoğunlukla “erkekler ağlamaz, kadın dediğin biraz teslimiyetçi olacak, kocandır, atandır olur öyle şeyler” minvalinde sözel mirasları bugüne kadar taşıdık. Şiddeti meşru kılan dilimizle beraber caydırıcı yanı olmayan; aksine şiddeti besleyen politik tavırlarımız bugün sorunu daha da derinleştiriyor. Genel itibarıyla kodlarımızda erkek için duygusallık zayıflıkken; öfke ise erkeğe yakışan tek duyguymuş gibi toplumsal bir tavır almadık mı? Kadın aldatılıyor, ağlıyor, bağırıyor acısını ve yasını yaşıyor. Erkek aldatıldığında ya da terk edildiğinde öfke dışında başka bir duyguya geçit olmadığıyla ilgili beynindeki kodlar ve ona verilen töre hukuku zihniyetiyle öldürmeyi hak biliyor.

Öfkenin güçlüye, ağlamanın zayıfa yakıştığı gibi bir imaj oluşturan toplumumuzda ağlamayı, yas tutmayı, kırılmayı bilmeyenler, bunu utanç sayanlar biriktirdiği duyguların altında ezilip yıkıcı bir öfkeyle öldürüyor.

Bizler hayvan değiliz ama duygularımızı inkar ederek onlardan çekinerek eninde sonunda tek ve yıkıcı duygu olan öfkeye yenik düşüp dürtülerimizi kontrol edemiyor ve hayvanlardan farklı olan yönlerimizi kullanamaz hale geliyoruz.

Erkek çocuklarını büyütürken, her bir duyguyu rahatça yaşaması için desteklemeli, kendisini sözel olarak ifade ettiğinde de anlaşılabileceğini çocuklarımıza hissettirmeli, anlatmalı ve model oluşturmalıyız.

Erkekler de ağlar, erkekler de kırılır, erkekler de yas tutar, üzülür. Bunlar insan olmanın getirdiği duygulardır. Saklamak, gizlemek, sakınmak ve duygulardan korkmak çok daha ciddi sorunlara yol açar. Ağlamak zayıflık göstergesi değil insan olmanın gerektirdiğidir.

Duyguların cinsiyeti yoktur, insanı vardır.

Pınar DİNÇATA

Yazar Pınar DİNÇATA

Pınar DİNÇATA , 11 Şubat 1989 Ankara doğumludur. Sakarya Üniversitesi Fen/
Edebiyat fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okurken eşzamanlı pedagojik formasyon eğitimi almıştır. Çeşitli dergilerde öykülerim ve şiirlerim yayımlanmıştır. Mavi Sakallar Ülkesinde Şahmaran Pulları adında ki şiir dosyası basım aşamasındadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

AŞK VE SEVGİ

ESKİ MEKAN