in

HAYATA MOLA

HAYATA MOLA

Ver ellerini dostum, hayata mola veriyoruz.

Sabah erken kalkmaktan, koşturmacadan, hayatın stresinden, şehrin kalabalığından, trafiğin yoğunluğundan yorulduğunu biliyorum.  İş güç derken hepimiz öylesine geriliyoruz ki, hayat telaşı da hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Yapılacaklar listesi gözümüzde öyle bir büyüyor ki, sanki aşılması zor bir dağ gibi görünüyor her biri… Hayatın karmaşası, işlerin yoğunluğu, dış etkenler derken hepimiz stres altında yaşıyoruz. Peşi sıra gelen uyku problemleri, sağlıksız beslenmeden kaynaklı kilo kaybı ya da sağlıksız bir kilo artışı, depresyon, baş ağrısı, mide sorunları, asabiyet derken bu karmaşada farkında olmadan sağlığımızdan da oluyoruz. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kendimize vakit ayırmalıyız. Aksi durumda bu hayat karmaşası hepimizi içine çekecek, ömür denilen kısacık yolculukta anlamadan bitecek.
Her gece başını yastığa koyduğunda ve kendinle baş başa kaldığında “Bugün kendim için ne yaptım” sorusunu kendine yönelterek cevabını bulabiliyorsan daha sağlıklı bir uyku uyuduğuna eminim.

Şimdi gel, Hayata biraz mola verelim.  Gözlerini kapat dostum ve hayal et.

Saat sabah 7.00 civarı. Uyku mahmurluğu ile kulağına cıvıldaşan kuşların sesi geliyor. Gözlerini açmak istemiyorsun çünkü kuşların sesi seni öylesine mutlu ediyor ki, yüzünde istemsizce tatlı bir gülümseme beliriyor. Tek gözünü açarak usulca saate bakıyorsun, saatin erken olduğunu fark ederek geriniyor, yatağından yavaşça kalkıyorsun ve odanın içine vurmuş olan güneşin sıcaklığı yüzüne yansıyor. “Sabah güneşi kime vururdu sahi?” diye aklından geçiriyor ve gülümsemeye başlıyorsun. O sırada perdeyi aralıyor, eşsiz bir doğa manzarası ile karşılaşıyorsun.  Derin derin nefes alarak temiz havayı içine çekiyorsun. O sırada denizin dalga sesleri kulağına ilişiyor. Birkaç dakika gözlerini kapatarak dinledikten sonra dayanamayıp üstünü değiştiriyor ve tempolu bir sabah yürüyüşü yaparak   deniz kenarına ulaşmaya çalışıyorsun.
Evet, karşında uçsuz bucaksız bir deniz. Sen ise özgür, zeki, hayata karşı kanat çırpınışların ile bir martı olabilir misin? Tam o sırada bir şarkı dolanıyor diline.


Siz martı, sevdiğiniz deniz… Aşkların en güzellerinden.

Bırak uyusun şu deniz kanatlarımın altında
Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
Ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna
Gör beni gör beni gör gel gözüm ol gör beni
Sar beni sar beni sar gökyüzüm ol
Uç beni uç beni uç yavru kuş ol uç beni

EZGİNİN GÜNLÜĞÜ- MART

Hayatta şarkıdaki gibidir aslında. Kimi zaman denizi kanatlarınızın arasına almanız gerekir kimi zaman ise bir yavru kuş olmanız ve özgürlüğe kanat çırpmanız … Tabii ki tüm bunları yaparken hayat karmaşasına kapılıp gitmemeniz.
Kendinize vakit ayırmayı ve hayal etmeyi unutmayın.
Sen özelsin dostum. Hayat seni yönetmesin, sen hayatını yönet.
Her daim huzurla ve sağlıkla kalmanız umuduyla…

Gizem AYDIN

Yazar Gizem AYDIN

1991 Silivri/İstanbul doğumludur. İlk ve orta eğitimini doğup büyüdüğü ilçede tamamlamıştır. Lise eğitimini Bilişim Teknolojileri/Web Tasarımı üzerine tamamlamıştır. Beykent Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi mezunudur. Ayrıca Anadolu üniversitesi Felsefe Bölümü eğitimi almıştır. Alanında pek çok eğitimi ve belgeleri bulunmaktadır.
7 yıl boyunca Okul Öncesi Öğretmeni olarak görev yapmış olup eğitim alanındaki tecrübelerine oğlu ile birlikte evden devam etmektedir. Evde oğlu ile birlikte uygulamış olduğu etkinlikleri miniklere örnek olabilmesi amacıyla @cocuk_gelisim_uzmaniii sosyal medya hesabından paylaşmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BAZI İNSANLAR, BAZEN İNSANLAR

GÜNAYDIN ‘’MAMUDO’’