in ,

Leylim Ley’in Hikayesi

Leylim Ley’in Hikayesi

Bugün halen severek dinlediğimiz pek çok şarkının arkasındaki isimdir Sabahattin Ali. Aldırma Gönül, Çocuklar Gibi, Göklerde Kartal Gibiydim, Ben Yine Sana Vurgunum, Leylim Ley şiirden şarkıya dönüşen eserine sadece birkaç örnek. Kuşkusuz hepsi çok kıymetli fakat Leylim Ley benim için daha eşsiz. Leylim Ley, Sabahattin Ali’nin Ses (1937) isimli hikaye kitabın adını veren “Ses” hikayesinde yer alır. Hikaye ise şöyle:

***

Beyşehir’den  Konya’ ya giden bir kamyon yolda kalır. Bu sırada kamyon şöförü ve muavini motor kapağını açarlar  ve ellerinde ne kadar alet edavat varsa ortaya döküp tamire başlarlar. Fakat bu iş sandıkları kadar kolay olmaz. Bazen şöför motorun altına girer muavin gaza basar bazande her ikisi de motorun altına yatıp sorunu çözmeye çalışırlar. Bu sırada kamyonun için sıcaktan dayanılmaz bir hal almıştır ve içeridekiler birer ikişer dışarı çıkmaya başlarlar. Meraklı bakışlarla şöför ve muavini izler, sabırsızca sürekli “bitti mi?” diye sorarlar. İçlerinden birkaç kişi ise vadiye doğru yol alır.Derken çoktan akşam olur güneş batar ay yüzünü gösterir. Vadiye yürüyenler çadırların yakında biryerlerde durup vadiyi izlemeye koyulmuşlardır. Bu esnada vadiden yol işçilerinin çadırı yakınlarından ustaca çalınan bir saz sesi işitilir. Sonra o saz sesine bir erkek sesi eşlik eder:


“Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli, dağıt beni, kır beni;
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni…”

Herkes şaşkınlık ve hayranlıkla sesin kimden neredengeldiğini anlamaya çalışırken ses devam eder…


“Aldım sazı çıktım gurbet görmeğe,
Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye,
Ne lüzum var şuna, buna sormaya,
Senden ayrı ne hal oldum gör beni.”

          Şarkıyı dinleyenler sesin kadifeliğine aynı zamanda gürlüğüne, bir insan sesinin nasıl bu kadar sarsıcı ve manalı olabildiğine şaşırmışlar. Kalkıp yol işçilerinin bulunduğu çadıra doğru yürümüşler. Yan yatmış bir el arabasının üstüne oturmuş sazını çalan yirmili yaşlarına delikanlıyı görürler. Saz çalan delikanlı kalabalığı görünce başını kaldırır, boğazını temizler, kızaran yüzüyle bu kez hitap edercesine şarkısına devam eder…


“Ayın şavkı vurur sazım üstüne,
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne,
Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni.”

“Sekiz yıldır uğramadım yurduma, Dert ortağı aramadım derdime,
Geleceksen bir gün düşüp ardıma,
Kula değil yüreğine sor beni.”

         Şarkının bittikten sonra dinleyenler hayranlığı yüzlerinden okunmaktadır. İçlerinden biri Ali’nin yanına yaklaşır ve sorar:


“Senin adın ne oğlum?”
“Ali!”
“Nerelisin?”
“Sıvaslıyım!”
“Sazı nereden öğrendin?”
“Ne bileyim? Küçükten beri çalarım.”
“Söylemeyi?”
“Onu da öyle… Sonra bir iki usta aşık yanında gezdim.”

        Ali ile kısa sohbetten sonra onu nasıl tekrar bulabileceğine dair konuşurlar ve vedalaşırlar.


“Hadi bakalım, Allah’a ısmarladık!” dedik,
Bütün işçiler hep birden:
“Selametle”

***

Hikaye elbette burada bitmiyor. Devamı var. Umarım merak edip tamamını hatta Sabahattin Ali’nin diğer eserlerini de okursunuz. Bir sonraki yazımız ise tümüyle Ali’nin öyküsü. Biraz uzun ve detaylıca…

Görüşmek dileğiyle…

Seyhan YÖNLÜ

Yazar Seyhan YÖNLÜ

Seyhan Yönlü, 1988 Adana doğumlu. Lisans eğitimini Erciyes Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamlanmıştır. İstediği eğitimi alamaması sebebiyle Çağ Üniversitesindeki yüksek lisans eğitimini yarıda bırakmış öğretmenliğe başlamıştır. Hareketliliği ve yeniliği sevmesi onun özel sektörde çalışmasına neden olmuştur. Halende devam etmektedir. Çağdaş dönem edebiyat, psikoloji ve feminizm üzerine okumalar, araştırmalar yapmaktadır.Ayrıca;
Imperial College London   Coaching Skills for Learner-Centred Conversations
Differentiated Teaching – Oxford
Yaratıcı Yazarlık Eğitimi- İstanbul Üniversitesi
Eğitimleri almıştır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İkinci Kedi

Papatyanın Sakinliği