in

MİSAFİRHANEDEKİ KUMBARA

MİSAFİRHANEDEKİ KUMBARA

Bir önceki yazımda bayram harçlığımın bir kısmını neden ayırdığımı yazacağımı hatırlıyorsundur.  Bugün sana bunun sebebini açıklayacağım; ancak öncesinde ufak bir bilgi paylaşımında bulunmalıyım.

Her bayram olduğu gibi mahallede herkes birbiri ile bayramlaşıyor, halini hatırını soruyordu. Biz de bayramın ilk günü Pakize nineyi ziyarete gittik. Kimsesi olmayan Pakize nine iyiden iyiye yaşlandığından gözleri görmez olmuştu. Kimseye yük olmak istemediğinden ilkin bu haberi kimseciklere söylememiş. Zaten gözleri iyi görmediği ve yaşlı olduğu için yavaş hareket ettiğinden bir süre kimse de onun bu durumunu anlamamış. Ben de bayramdan iki gün önce öğrendim Pakize ninenin gözlerinin görmediğini.  Halide abla bir akşam kapısını çalıp bir tabak yemek uzatmış. Pakize nine yemeğin kokusundan tabaktakinin karnıyarık olduğunu zannedip: “güzel kızım karnıyarık nasıl güzel kokuyor, ellerine sağlık,” demiş. Halide abla şaşırmış: “yok Pakize nine musakka pişirdim, herhalde karanlıkta seçemedin. Gel antrenin ışığında iyice gör,” deyip dış kapıyı itmiş, kapı açılmış ama içeriden hiç ışık gelmemiş. Halide ablanın sessizliğinden Pakize nine onun olanları anladığını fark etmiş.  Gel oturalım kızım deyip beraber avludaki sedire oturmuşlar. Pakize nine gözünde yaşlılıktan kaynaklı katarakt olduğunu bu rahatsızlığın da zamanla görmesini tamamen engellediğini anlatmış. Halide abla katarağın kolaylıkla tedavi edilebilen bir rahatsızlık olduğunu söylemiş. Meğer Pakize nine bunu biliyormuş bilmesine ama yaşlılık maaşından başka bir geliri olmadığı için bu ameliyatı olamayacağını düşünmüş ve kimseye durumunu anlatıp başkalarının da canını sıkmak istememiş.

Halide abla boş durur mu? Durumu önce eşine anlatmış sonra ikisi bir konu komşu ile durumu istişare etmişler. Sonunda ortaya güzel bir fikir çıkmış ve bir tane kumbara mahallenin misafirhanesine konulmuş. Bayram namazından çıkan babalar evlerine gitmeden, anneler bayramlaşmaya giderken ve tabi bayram harçlığını alan çocuklar sırayla kumbaraya para atmışlar. Kısa zaman da ihtiyaç duyulan para toplanmış. Böylece herkesin çorba da tuzu olmuş, Pakize ninenin düşündüğü gibi kimseye de yük olmamıştı. Sıkıntı zamanında yardımda bulunmak yük değil, hafiflemedir, insanı iyi hissettirir. Ben de Pakize teyzeyi ziyaretimizden sonra doğruca misafirhaneye gittim. İlk defa bir kumbaraya para atarken bu kadar huzurluydum.  Ufak bir operasyon geçirdikten sonra birkaç gün içinde yeniden görmeye başlayan Pakize ninenin gülen yüzünü görmeni isterdim doğrusu. Hem biliyor musun Marangoz Fikri ağabeyin yaptığı kumbarayı boyamaları için verdiği çocukların arasında ben de vardım.  Senin için de kumbaraya bir şekil çizdim. Kumbara sonunda rengarenk bir çiçek buketine benzedi.

Hilal DOĞRU

Yazar Hilal DOĞRU

Hilal DOĞRU , Hataylıdır. Evli , dört çocuk annesi bir ev hanımıdır. Önlisans İlahiyat mezunudur. "Faris'in Kozası", "Bozuk Para" ve "Garip Gezegen Suhan" adında yayınlanmış üç tane çocuk kitabı vardır. "Edebiyat Matinesi" adlı derleme kitapta bir deneme yazısı bulunmaktadır. Ayrıca basım aşamasında olan derleme bir kitapta bir adet çocuk hikayesi vardır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENÇ OSMAN VE TOKAT YOLLARI TAŞLI BİZİM İÇİN NE ANLAMA GELMEKTE?

Alma-Verme Dengesi