in

Papatyanın Sakinliği

Papatyanın Sakinliği

Papatya, hoş kokusunu ve güzelliğini gözler önüne sermeyi seven bir çiçekti. Yeter ki koşullar azıcık elverişli olsun her yerde açar, bundan hiç gocunmazdı. Kokusu, dokusu, saflığı herkes tarafından fark edilmiş olsa gerek, görenler papatyaya elini sürmeden geçemezdi. Küçük çocuklar onu annesi için toplardı. Genç kızlar dalından koparıp kulak arkasına takarak aksesuar yapardı. Yüzündeki çizgilerin her bir zerresine bilgelik sinmiş nineler, kurutmayı tercih ederdi papatyaları. Giyimine her yaşta dikkat etmeyi alışkanlık haline getirmiş dedeler, gömleğinin cebine süs yapardı. Pek çok kadın, beyaz ve sarının saflığı yansıtan güzelliğini vazolarının içinde kullanırdı. Delikanlılar kasketinin altına bir dal papatya saklayarak sevdiceğinimutluederdi. Kimisi de dalında daha güzel bulduğundan koparmaya kıyamazdı.Papatya evlerde, gönüllerde taht kurmaya oldukça hevesliydi.  Yediden yetmişe herkes çok severdi onu ama papatya bir türlü kendini özel hissetmezdi. Fal malzemesi olmayı bile kabul etmişti oysa. Seviyor- sevmiyor diye koparılarak kim bilir kaç genci umutlandırmıştı? Sevdi ona ulaşmaya çalışan insanları, sevindirdi pek çoklarını ancak sevildiğini bir türlü hissedemedi.

Oysa gül nazlı bir çiçekti. Öyle her yerde açmazdı. Sıkıntıya gelemez, özel bakım isterdi. Ola ki bir şartı beğenmesin soluverirdi. Onun açmasına vesile olan güneşin, suyun ve toprağın tam kararınca olmasınıbeklerdi. Çok renkli olmasından mıydı bu havası bilinmez ama mütevazı olmayı istemediği her halinden belliydi. Öyle çoluk çocuk canı istediği gibi tutup koparamazdı dalından. Dikeni bir battı mı acısı çabuk geçmezdi. Kaprisli gül koparılmayı istemezdi amarengarenk açarak akılları çelmeyi çok iyi bilirdi. Her rengine farklı anlam yüklenmemiş miydi? Bir rengi aşk, bir rengi tutku, bir rengi saflık…Kıskandı papatya gülü. Köşe bucak kaçtı ondan. Hakkında konuştu, onu tüm çiçeklere kötüledi.Gülün, yaptıklarına sinirlenmesini, papatyaya kötü şeyler söylemesini böylelikle herkesin gülün gerçek yüzünü görmesini istedi. Ama gül, kendisine yapılan tüm haksızlığa rağmen sessiz kalmayı tercih etti.

“Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.”demiş Şems-i Tebrizi.Bu sözü işittikten sonra geçti papatyanın güle öfkesi. Yine de bir gün dayanamadı, sordu güle “Sırrın ne? Nedir bu sessizliğine rağmen seni benden daha çok sevilen, değerli ve özel yapan?”Gül konuşmaya başladı“Sessizolmak için uğraşmadım, yaradılışımdan tüm huyum. Kimseyle konuşmamamın sebebi,kendimle mutluyum. Hiçbir zaman özel hissetmedim, mühim olan hayata olan uyum.Kimseye değil dikenim, kendime benim tüm zorum.Sevgi varken nefret saçmak getirir mi hiç doyum?” Papatya bunları da duyduktan sonra sustu, tüm telaşı dindi, sakinleşti. O günden sonra onu dalından kopararak, sıcak suya atıp içen herkesi sakinleştirmeye adadı kendini. Hayatın telaşını sakinlikle buluşturduğunu keşfedenler ise daha da çok sevdi onu.

Melisa ÇETİN

Yazar Melisa ÇETİN

Melisa Çetin 1992 doğumlu, evli ve bir çocuk annesidir. Yazmaya gönül vermiş sınıf öğretmenidir. Basılı bir romanı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum

  1. Melisacigim seni tebrik ediyorum.Yazini ilgili ve merakla okudum.Her okuduğum satırda geçmişe gittim.Bir yandan okurken bir yandan karmasik duygular içinde geçmişe gitmek iyi geldi.Güzel bir film izledim sanki. 5 yılına şahit olduğum bir öğrencinin gelecekte iyi yerlerde olduğunu görmek çok güzel.Ogretmenligin en güzel yanı bu olsa gerek.Tekrar tebrik ediyor ,başarılarının devamını diliyorum.

Leylim Ley’in Hikayesi

Kılıçla Balat Yazan Şair Cyrano de Bergerac