in

PUDUHEPA

PUDUHEPA

ELBİSELİ KAHRAMAN

Geçenlerde çok sevdiğim bir meslektaşımla sohbet ederken Puduhepa ile tanıştım. Öğretmen arkadaşımın anlattıkları o kadar çok dikkatimi çekti ki kendimi Hitit Kraliçesi’ni araştırırken buldum. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim çünkü gücünün farkında olan tüm kadınları çok önemsiyorum. (Güçlü kadın tabirine katılmıyorum, gücünün farkında olan tanımlamasını daha uygun buluyorum.)

           Tarihte Puduhepa’nın birçok devlet başkanı ile yazışmaları ve mektupları olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca karşımıza, ‘tarihte mühür basan ilk kadın’ olarak çıkıyor.  Yani devlet işlerinde sözü geçen bir kadın. O dönemde birçok kraliyet hediyesi veya mührü Hitit Kralı’nın adını taşıdığı gibi Puduhepa’nın adını da taşıyor. Puduhepa, Hitit hukukuna göre kazanılmış bir hak olan tavanannalık unvanına sahip. Tavanna ana kraliçe anlamına gelmektedir ve oldukça önemlidir. Bu unvana sahip olan kişilerin kral ile neredeyse aynı yetkiye sahip olduğu bilinir. Puduhepa’ya ait mühür şu an Adana Müzesi‘nde sergilenmektedir.

           Kısacası Puduhepa, ataerkil yapının hâkim olduğu bir dünyada devletlere yön veren, ilklere imza atarak dünya üzerinde büyük değişikliklere kapı açan bir kadın kahraman. Bir kadın düşünün ki bir barış anlaşmasına mühür vuruyor ve Barış Kraliçesi ilan ediliyor. En eski yazılı anlaşmalardan biri olan Kadeş Antlaşması’nda Kraliçe Puduhepa’nın mührü bulunuyor. Yani onun için tarihe yön vermiş bir Anadolu kadını diyebiliriz. Ben ise ona Elbiseli Kahraman demeyi seçiyorum.

Ben Puduhepa. Kimseler bilmezken ben okuyacağım. Bilge insanlar gibi ben de yazacağım. Büyük insanlar gibi düşüneceğim. Yoluma çıkan engelleri aşacağım. Yıldızlar şahidim, sözüm söz olsun.”

            Yüzyıllar önce bir kadının kendisine vermiş olduğu bir söz. Ne kadar da gurur verici değil mi? Üstelik bu sözünü tutmasının sonucu olarak Hitit belgelerinde adı en çok geçen kadın olmayı başarıyor. Dolayısıyla bizler de günümüzde hemcinsimizi göğsümüz kabararak anıyoruz. Öyle ki buna çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

             Derslerde, özellikle aile içindeki sorumluluklarımızdan bahsederken çocukların annelerinin görev ve sorumlulukları adı altında söyledikleri içimi acıtır. Bir evi paylaşan tüm bireylerin yapması gereken işlerin, kadın işi adı altında evin hanımına yüklenmiş olmasını acımasızca bulurum. Zaten evde kimsenin bilmediği ama kadınların kendine görev olarak tanımladığı şeyler o kadar çoktur ki örneğin; çamaşır makinasının deterjan bölümünün belli aralıklarla temizlenmesi ufak bir örnektir.  Çocuklara, “Annemizin sorumlulukları nelerdir? Babamızın sorumlulukları nelerdir?” diye sorduğumda ne yazık ki çoğu çocuktan, annelerin sorumluluklarının evde yaşayan diğer bireylerden kat be kat fazla olduğunu işitiyorum. Bu da karşımıza yorgun, mutsuz ve huysuz bir kadın modelini çıkarıyor. “Yuvayı dişi kuş kurar.” sözünü sıkça duyarız ama aslı astarı var mıdır bilmeyiz. Neredeyse her kuş türünde yuvalar erkekler tarafından kurulup dişilerin beğenisine sunulur. Dişiler ancak av olmaktan kaçmak, refah içinde yumurtlayıp yavrularına bakmak için yuva kurarlar. Oluşturduğu ortamın tüm sorumluluklarını tek başına, bir ömür sırtına yüklemek için değil.

          Çocuklarımızı bilinçli yetiştirmeliyiz ki kız çocukları yaşantısını yuva kurmaktan ibaret sanmasın. Sınırlarını zorlasın ve bir şeyleri başarasın. Kendini gerçekleştirebileceği hedeflerde ilerlerken tüm yükü üzerine alıp yorulmasın.

“Çünkü kadınlar milyonlarca yılboyunca evlerin içinde oturdu, şimdi ise bu duvarlar onların yaratıcı güçleri tarafından delinmiştir.” demiş Virginia Woolf.

           Herkesin dünyada güzelleştirebileceği en az bir şey vardır. Potansiyelini gerçekten fark edebilmiş kadınlara…


Melisa ÇETİN

Yazar Melisa ÇETİN

Melisa Çetin 1992 doğumlu, evli ve bir çocuk annesidir. Yazmaya gönül vermiş sınıf öğretmenidir. Basılı bir romanı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

“YARININI ŞİMDİ BELİRLER”

Doksanlarda Çocuk Olmak; En Sevilen Çizgi Filmler