in

RUHUN ÖLÜMÜ

RUHUN ÖLÜMÜ

Ne kadar klişedir değil mi “her şeyin başı sağlık” cümlesi.

Ve bu cümleyi kullandığımızda nedense hep aklımıza bedenen sağlıklı olmak gelir. Peki ya ruhsal sağlığımızı ne kadar önemsiyoruz?

Çocuğumuzun en ufak bir öksürüğünde, bedenimizde en ufak bir çizikte veya hayvan ısırmaları sonucunda soluğu hastanede doktor yanında alıyoruz aman bedenimize bir şey olmasın. Ona iyi bakın doktor size emanetim kolumu bacağımı aman kaybetmeyeyim…

Peki ya ruhumuz? En son ne zaman ruhunuzu iyileştirmek için bir uzmana gittiniz?

Kahve eşliğinde arkadaşımıza çekiştirdiğimiz eşimizle sorunlarımızı konuşup anlık rahatladıktan sonra yeniden evde ruhunuzun yarası ile yaşamadınız mı ya da iş yerinizde yaşadığınız sorunlarınızı gece yatağa uzandığınızda ağlayarak eşinize anlatma ihtiyacı hissetmediniz mi? Sonra onun da sorunları olduğunu gördüğünüzde ya da sizi dinlemeden uyuyakaldığında yeniden içinize atmadınız mı? Ertelemediniz mi kendinizi yine.

Evladınızı yeni kucağınıza almış bir lohusa iken etrafınızda üstelik en yakınlarınızdan gördüğünüz psikolojik baskı “ört üşür, emziriyor musun, bu çocuk aç, biz doğar doğmaz su verdik, gece kucağında uyutmaya alıştırma sonra kucağa alışır” ile başa çıkamayıp gizliden gizliye “ben kötü bir anneyim” derken bulmadınız mı kendinizi?

Her şeyin üstünü güzelce örttük oysaki değil mi? Rol yaptık, kendimizi feda ettik, sustuk hep mutlu göründük. Saçımız anne topuzu oldu, evde depresyon pijamasıyla birkaç gün dolaşıldı, sonra rujumuzu sürdük oysa aynada karşımızda olan biz değildik. Giderek yabancılaştı benliğimiz kendimize. Ruhumuz içimizde çırpınırken “sev beni” diye gözlerimizi kapattık kulaklarımızı tıkadık… 

Onu sağlığına kavuşturmaya bir türlü vakit bulamadık…

Sonra ne mi oldu? 

Gözümüze her gün güzel gözüken çiçekler soldu, siyah dışında tüm renkler unutuldu gülüşler bir bilinmezlikte kayboldu.

Ruhumuz öldü. Duymadık bile selasını… 

Bir sonraki mefta mı kim? 

Onu da sen söyle…

Fatoş DORUK

Yazar Fatoş DORUK

Fatma DORUK TAŞTUTAN, 08.11.1983 Gerze, Sinop doğumludur. Evli ve bir çocuk annesidir. Dumlupınar Üniversitesi, Söğüt Meslek Yüksek Okulu, Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama bölümü mezunudur.
• Eserleri; “Deniz Kaptanın Seyir Defteri”
• “Dostum Pegi”
• “Şipşak Hikayeler-Çocuk Edebiyatı-1” proje kitap “Üzgünlük Notası” adlı eseri yer almaktadır.
10 yıldan fazla süredir, farklı alan ve sektörlerde iş yaşantısı devam etmektedir.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

YOL NE ÇOK UZUN NE ÇOK KISA

BENİM YERİMDE OLMANIZA GEREK YOK, BEN ZATEN YAŞAMAM: MİRALAY REŞAT BEY