in

SÖĞÜT AĞACI

SÖĞÜT AĞACI

Güzel söğüt ağacı, tüm mütevazılığı ile salkım salkım yerlere uzatıvermiş dallarını, yeşilin en hayat veren tonuna boyadığı yapraklarıyla. Sığınıveriyorum gölgesine, şefkatiyle kucaklıyor beni. Kendimle girişeceğim derin sohbetlerin giziyle saklanıveriyorum kuytularına. Koyuluyorum sohbete, arkadaş olup anlamak istiyorum kendimi, herkesi anlamaya çalıştığım gibi. Herkesten önce anlamaya ve tanımaya çalışmam gereken kişinin kendim olduğunu unutmuşluğumun acısını çıkartırcasına kayboluvereceğim bir sohbete gönlümü bırakıyorum.

Çoğu zaman fazla merhametsiz olduğumuz gerçeği ile irkiliyorum. Bir başkasına gösterdiğimiz anlayışın onda birini kendimize göstermediğimiz zamanların çokluğu ile yüzleşiyorum. Ne bekliyorsak kendimizden.  Aslında ne beklediğimizi de biliyorum, hiç düşmemeyi. Oysa hayat düşmemek değil her düştüğünde yılmaz bir güçle yeniden kalkabilmekte. Ne çok haksızlık yapıyoruz kendimize değil mi? Hiç düşmemek, hiç yaşamamak. Yaşamayı çok görüşlerimiz var kendimize, heybemizde biriktirdiğimiz. Oysa yaşıyoruz, hayattayız. Elbette düşeceğiz ama kalkacağız da. Tüm sessizliğini bir kenara bırakıp sohbete akıyor yüreğim. Düştüğüm yerler kızıl kanlara boyansa da yüreğim turuncusuna akıtacağım oraya. Can alan renkleri can veren renklere boyayacağım. Kapanmaz sandığım yaraları kendim iyileştireceğim. Benim yaralarım, benim sancım, bu sessiz ve yersiz neşe bana ait. Yersiz demekle haksızlık ediyorum belki de. Var oluşuma duymuş olduğum şükranın yarattığı ve en derinime kadar hissettiğim renkli duygular silsilesi. Bin bir şükran içeren neşe kırıntıları. Hepsi bana ait lakin bir zamanlar, hissettiğim her şey. Hapsoldukları zamanın derinliğinde benimle birlikteler. Bazılarını yol ayrımında bırakmak istiyorum, bırakabilmek için yol ayrımları yaratıyorum. Bazıları sonsuza dek gelsin istiyorum benimle, hep benimle. Her zaman başarılı olamayabiliyorum. Devam etmek istediklerimin yol ayrımında saptığını görürken, yol ayrımında bırakmak istediklerimin benimle devam ettiğini görüyorum. Sonra bakıyorum ki daha da güzelleşmişim her şey benim için diyorum, her şey. Attığımız her adım ruhumuza işlenen bir ilmek. Daha da güzelleşebilmemiz, büyüyebilmemiz için. Zafer kaybettiğimiz anlarda bile bizimle. Kazanmak nedir ki zaten, bir parça daha güzelleşebilmek. Ruhumuz… Aynalar. Doğruyu söyleyin bana, zamanın her anında. Çirkinsem, çirkinliğimi tutuşturuverin avuçlarıma. Görmeden mümkün değil ateşe vermek. Hiçbir çirkinlik barınmasın varlığımızda.

Nergis DAĞYAR

Yazar Nergis DAĞYAR

Nergis DAĞYAR 1995 İstanbul doğumludur. Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünde tamamlamıştır. Özel bir şirkette bordro operasyon uzmanı olarak çalışmaktadır. Hayattaki en büyük iki tutkusu yazmak ve çizmektir. En büyük hayallerinden birisi ise bir gün yazdıklarımı bir kitap olarak avuçlarımın arasında görebilmektir. Yazılarını belirli aralıklarla https://birazturuncubirazask.blogspot.com/ isimli bloğunda paylaşırken çizimlerimi @artbynergis isimli instagram hesabından paylaşmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

HATIRALAR IŞIĞINDA İNSANLIĞIMIZ

İÇİMDEKİ ÇOCUK