in

TAK TAK TAK

TAK TAK TAK

Tak tak tak…

Sessiz koridorda yankılanan üç kalp atışı… Yalnızca benim duyduğum. Damarlarımda akan kanı bile duyardım belki; alt kattaki doktor anonsunu duymasaydım. Ellerim, ayaklarım, kurumuş dudaklarım dile bile gelebilirdi bu sessizlikte. Onun yerine hepsi, sırasını gözlerime vermişti sanırım. Kalbimden yola çıkıp göz pınarlarımdan tüm sustuklarım aşağı akıyordu yavaş yavaş. Önce dudaklarımı öpüyor şefkatle, acıyla, çaresizlikle; sonra da avuç içlerimi sessizce.

Tak tak tak …

Duvardaki saat üç kez vurdu yine. Tam üç saat olmuştu senin o koridorun sonuna sedyeyle gittiğin vakit. Saat, üç tane altmış dakika diyordu; ama kalbime sorsan, en derinden durağan bir acının vaktini hissettiriyordu. Saçlarıma sorsan, beyazlayacak kadar bir ömür; dizlerime sorsan, yüzyıllarca taşınmış bir dünya kahrı… Ama işte zamanları saatlere sığdıranlara anlatamazdım, tüm bunları.

Ve yine acının bitişini ya da sonsuzluğunu belirleyecek olan o ses…

Tak tak tak…

Doktor, sanki günlerdir ameliyattaymış gibi yorgun ve o yorgunluğunu benim ömrüme yükleyecekmiş gibi bezmiş adımlarla, ameliyathanenin sessiz koridorunda bana doğru yaklaşıyordu. Tüm yüklerimle ayağa kalktım. Bir an ona doğru mu gitmeliyim; yoksa koşup söyleyeceklerini duymadan kaçmalı mıyım, kestiremedim.

Kafamın içerisinde kendi kendimle mücadele ederken çoktan yanıma gelmiş, gözlerime değil de omuzlarına bakarak ameliyatın çok zor geçtiğini, ellerinden geleni yaptıklarını ama maalesef…

Birden ağzını kapattım. “Suuus!” diye bağırdım. “Sus, suuus!” dedim, ellerimi, ağzına bastırarak. “Susun” diye bağıra bağıra kulaklarımı kapadım, dizlerimin üzerine çökerken. Zaten gerisini de duymadı kulaklarım.

Bir sürü tak tak tak…

Ayak sesleri, kalbim, duvardaki saat, kollarım, ellerim, yere düşüşüm…

Acının en koyu anında nefesi kesiliyormuş insanın. O nefesi alamamak, nedenmiş biliyor musunuz? ” Bir daha” diye bir şeyin olmayışındanmış. Bir daha sarılamayacağım, bir daha öpemeyeceğim, yaptıklarım için bir daha özür dileyemeyeceğim…

Bir daha,  bir daha , bir daha…

Cehennem azabının tam ortasında geldiler yanıma giysilerinle beraber, pembe nüfus cüzdanını da  verdiler. “Kalk hadi!” dediler kalk ki işlemleri yap.

“Nasıl yani?” dedim, ben şimdi hareket edip yürüyebilecek miyim ki bu acıyla, bir de yapılacak işlemler var ve ben onları yapmakla uğraşacağım öyle mi?

Hepsini bir bir yaptım seni aldım sonra, sarıldım içim yana yana. “Ah…” dedim, göğsüm yırtılana kadar.

“Ahh…”

Bir sürü söyleyeceklerim vardı; ama iki harfe sığıyordu işte. Binlerce ah vardı artık dilimde…

Her şey bitti, vedalaştık.

Toprakla beraber bizim ruhumuzun da gömüldüğüne o an şahit oldum. Eve gidip kapıyı açmanı istedim. Bacaklarına kapanıp kabusmuş diyerek derin bir oh çekmek istedim. Ama “yok bitmedi!” dediler, bitmezdi. Nüfus müdürlüğüne gidecekmişim. Kayıttan düşülecekmiş.

“Ne saçma!” dedim kendi kendime.

Elimi, kalbime koydum; “Burada kayıtlı istediğiniz yerden düşün” dedim. Aldı benden nüfus kağıdını memur, bir bana baktı bir resmine.

“Eşin miydi?” diye sordu.

Kafa salladım.

Makasla kesti resmini, gerisini attı çöpe. Resmi bana verdi; önün de ki deftere “Öldü” yazdı tam adının üzerine.

İşte düşüldü nüfustan bir kişi daha.

Kapattı defterini, çayını yudumladı.

Belki ben gidersem bir el de bilgisayarda tavla oynardı.

Ben resme baktım, adama baktım, çöp kovasına baktım, evdeki üç çocuğa, seni üzdüğüm o güne, ilk elini tutuşuma…Güldüğün zamanki gözlerinin tam içinin pırıl pırıl oluşuna ve bir daha eskisi gibi olmayacak hayatıma baktım.

Meğer hepsi bir nüfus kağıdından ibaretmiş diğer yaşayanlar için; o an anladım.

Betül USTA

Yazar Betül USTA

Yazarımız okuma yazma öğrendiğinden bu tarafa şiir yazmaya başlayıp, daha sonraları ilgisini küçürek öykülere yönlendirmiştir. Çeşitli dergilerde, edebiyat sitelerinde şiir ve öyküleri yayınlanmıştır. Uluslar arası güncel bir gazete de öyküleri Amerika da ki okuyucularla buluşmuştur. İki tane antoloji yayınların da yazar arkadaşlarla öykü kitabi çıkarmışlardır. Kendini yazarken bir sürü farklı karakterde özgür olduğunu hissettiğini söyleyen Betül Usta, yeni öykü, şiir ve denemeleriyle sitemiz de sizlerle buluşuyor.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

MASAL DİNLEYEN ÇOCUK

HAYIRSIZLAR