in

Yaşamak İster Miydiniz?

Yaşamak İster Miydiniz?

Uyurken seni izliyordum, gözümü kırpmadan. Morga yeni getirilmiş, ilk gün tazeliğini koruyan bir cesede benziyordun. Oysa karar mercii bendim ama sen bunu bilmiyordun.

Ben hastanede çalışan, her türlü beladan korkan bir memurdum. İş hastası olanlardan diyebiliriz. Görevim ise yazmanlıktı. Hiç durmadan gün içerisinde binlerce doğum ve ölüm kaydı giriyordum. Doğum ve ölüm, benim için ikisi de gözyaşı anlamına geliyordu.

Karanlığın içerisinde bir bebek beşiği duruyordu. Yeni ölen bebeğin odasına benziyordu. Anne “ölen çocuğum nereye gidecek?” diye düşünüyordu, gözleri yaşlı.

Ölen bir insana: “yaşamak ister miydiniz?” diye sorulamıyorsa, doğan bir bebeğe de “aileni seçmek ister misin?” diye sorulamıyor. Bizler sadece önceden planlanmış bir hırsız gibi, kendimize göre zaman programlaması yapıyoruz.

Her şeye eyvallahım var da bir tek bebek ölümlerine katlanamıyorum. Ölen bebeklerin gözlerinde “daha yapmak istediğim çok şey var, beni yaşatır mısınız?” bakışını her seferinde yakalıyorum.

O an Tanrı oluyorum. Ben sadece defter tutan bir yazmanım. Elimden bir şey gelmez. İnanıyorum ki en doğru kararı Tanrı veriyordu. Huzuruna çıktığım anda kara defter önüme doğru geliyordu. Bana sunulan bu zorlu görevi kabul etmek zorundaydım. Önümdeki sayılar, doğum ve ölüm sayıları, her gün milyonları gösteriyordu. Hastanedeki, daha önce fark etmediğim kadar rahat olan görevimi özlemiştim.

Siren sesiyle birlikte ambulans hastaneye yanaştı. Acil sedye geliyordu. Bu bir trafik kazasıydı. En çok zorlandığım görevlerin başında geliyordu trafik kazası. Kader yön değiştirerek insanları hayattan söküp alıyordu. “Keşke o yoldan gitmeseydik,” diyemeyeceğimiz gerçeği, bizi ölümle taçlandırıyordu.

Hastaneye önce ambulans geliyordu, arkasından da hastanın gözü yaşlı yakınları. Bize de bu tablonun son rötuşlarını yapmak kalıyordu.

Küçük fırça darbelerindeki yaşam çizgisi…

Morga inmeden önce ölmeye aday olan hastayı ziyarete giderim. Bu da benim hastalığım. Bir şans daha dilenen bir kurtarıcı oluyorum. Gelen hastanın hayattaki tek yakını babasıymış. Bunu öğrendiğim anda telefonumu elime alarak oğlumu arıyorum. Telefonuma “aradığınız kişiye ulaşılamıyor…” notu geliyor. Daha önce yüzlerce kez girdiğim morga tüm vücudum titreyerek giriyorum. Ölen gencin oğlum olabilme ihtimali bile aklımı yitirmeme yetiyor.

Tüm cesaretimi toplayarak son defa Tanrı’nın huzuruna çıkıyorum. “Tanrım lütfen ölen, oğlum olmasın!” diyorum. Gök gürültüsü ve yağan yağmur benim cevabım geliyor.

Tam da o anda bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlıyor, Tanrı tarafından oğluma akıtılan gözyaşları gibi…

Gerçekler her zaman acıdır. Morgun kapısını aralayarak içeriye, her zamanki gibi soğukkanlılığımla giriyorum. Şu hayatta bir dilek hakkım olsaydı, eminim oğlumun yaşamasını dilerdim.

Örtüyü arayarak karşımda yatan, oğlum olmadığına emin olduğum gence bakıyorum. Sonra yapmış olduğum bencilliğe öfkelenerek kara defterime gencin ölümünü not alıyorum. Onun da bir babası var. Ölüm ölümdür, kime uğradığı ne fark eder?

Morgdan çıktığım anda hastanede yeni doğan bebeğin ağlaması, beni kendime getiriyor. Hoş geldin bebek, yazan kapıdan içeriye giriyorum. Şimdi sıra onu not almaya geliyor.

Hastaneye önce ambulans geliyordu, arkasından da hastanın gözü yaşlı yakınları. Bize de bu tablonun son rötuşlarını yapmak kalıyordu.   

 Emekli olma zamanım gelmişti de ben uzatmaları oynuyordum.

 Hoş geldin ölüm ve bebek…

Volkan KOÇAK

Yazar Volkan KOÇAK

Volkan KOÇAK , 1985 yılında Malatya doğumludur. İlkokul ve lise yıllarında ailesinin desteğiyle müzik kurslarına giderek bir çok enstrüman çalmayı öğrenmiştir. Üniversite döneminde İngilizce öğretmeni Mert Aslan’ın edebiyat anlamında yaptığı tavsiyelerle daha fazla kitap okumaya başladı. Okulu bitirdikten sonra Aydın’da kitapevi açtı. 2 yıl işlettikten sonra Aydın Belediyesi’nin tiyatro departmanında çalışmaya başladı. Bu dönemde ilk hikayelerini kaleme aldı. Çeşitli dergilerde öykü ve hikayeleri yayınlandı. Daha sonra Aydın Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezleri’nde gitar ve satranç eğitmeni olarak çalışmaya başladı. Hoş Geldin Mutlu Ölüm” ve “ Saydam Ruhlar” isimli iki kitabı yayınlandı. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır. Aydın yerel gazetesi Olay Aydın internet sitesinde halen kısa hikayeler yazmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

El Alem Ne Der?

YOL NE ÇOK UZUN NE ÇOK KISA