in

ÖYLESİNE BİR HİKAYE

Yayınevi: Can YAYINCILIK

Orijinal Adı : Skuçnaya İstoriya

Kitabın Adı  : ÖYLESİNE BİR HİKAYE

Yazarı : Anton ÇEHOV

Çevirmen : Nihal Yalaza Taluy

Sayfa Sayısı  : 77

Hedef Kitle: Klasik/Rus Edebiyatı Severler

Kendisi de tıp mezunu olan Anton Çehov’un neredeyse hiç yapmadığı mesleği doktorluk hemen hemen tüm eserlerinde hissedilir. Pek çok kimse onun Çarlık Rusya’sını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir.

İnceleme konusu eseri “Öylesine Bir Hikaye”de de; tıp fakültesinde profesör olan Nikolay Stepanoviç’in hayatının son dönemlerinden bir kesit sunar.

Başarılı profesör anlaşılmaz bir biçimde kısa zaman sonra öleceğini düşünmektedir. Esasen ölüme travmatik bir bakışı yoktur. Daha çok durumu kabullenmiş bir ruh halindedir.

Okuyucu eser boyunca Nikolay’ın neden ölmek üzere olduğunu anlamaz. Bedenindeki bazı değişiklikler ve aksamalardan sonuç çıkaran doktorlara özgü bir sezgiden başka pek bir sebep yok gibidir. Dahası ölmesi için somut bir kanıt da olmaması sebebiyle, okuyucuda, ölmek üzere olduğunu düşündüren şeyin, yaşamaktan sıkılmış olması ve ölmeyi istemesi olduğu hissi uyanmaktadır.

Nitekim hayatındaki insanların; karısı ve kızının, yakın arkadaşları ve öğrencilerinin tüm ruh dünyalarını, eğilimlerini, zaaflarını ve güçlü yanlarını keşfetmiş biri için, onu şaşırtan ya da ruhunu harekete geçiren hiçbir insan ya da olay kalmamış gibidir.

Karısı ve kızı profesörün ruhsal ve fiziksel değişimine de –hızla kilo kaybetmektedir– olabildiğince kayıtsız kalmakta, adeta aynı evde profesörden başka bir hayat sürmektedir. Çehov bunu şu sözlerle dile getirir:


“Şöhret, generallik –akademik bir unvan olarak kullanılmıştır– gibi yaşantı değişiklikleri, gelirimizin üstünde bir hayat tarzına geçişimiz, kalburüstü çevrelerle ilişkiler vs. bana hemen hemen hiç dokunmadı; eskiden neysem şimdi de oyum. Fakat ruhen zayıf, manen gelişmemiş karımla Liza başlarına çığ düşmüş gibi ezilip kaldılar.”

Profesörün dikkatini kazanabilen tek kişi birlikteyken sessizliği de keyifle paylaşabildiği, anne babasını bir kazada kaybetmiş manevi kızı Katya’dır. Tek gerçek insan, onu şaşırtan, önemsenebilir duygulara ve huylara sahip olan ve bir biçimde merak uyandıran tek varlık o’dur. Duyguları da karşılıklıdır.

Katya da onu büyüten ve baba gibi gördüğü bu adamı pek belli edemese de çok sever ve önemser.19. Yüzyıl Fransa’sında tutunamayan bir tiyatro oyucusu olan Katya hayata küsmüş, kendisini evine hapsetmiştir. Çok az insanla görüşmekte kendisini yeteneksiz ve başarısız bulmaktadır. Ancak bu durum okuyucuya tiyatral yetenek yoksunluğundan çok, çoğunlukla gerçek bir ailede büyümemiş olmanın verdiği bir özgüvensizlik gibi görünmektedir.

Profesör ölecekmiş gibi hissettiği zamanlarda Katya’ya sığınır. Katya, profesör için kendi evinde bir çalışma alanı bile yaratmıştır. Bu odada bazen ikisi bazen de aslında Katya’ya ilgi duyan ancak profesörü görme bahanesiyle gelen  Mihayil Pfodoroviç’le hayat ve toplum üzerine uzun sohbetler yapılır.

Sohbetlerin birinde profesörün yıllar içinde hayata bakışındaki değişimlerin ve belki de neden ölüme yakın hissetmeye başladığının izlerini buluruz.

Ömrüm boyunca varlığımın, öğrenci ve arkadaş çevrem ve hizmetkarlar için çekilmez olmaması için uğraştım. Fakat artık kral değilim. Kölelere yaraşır bir halim var. Kafam gece gündüz kötü düşüncelerle dolu, ruhumda şimdiye kadar bilmediğim duygular başkaldırıyor. Nefret ediyor, küçümsüyor isyan ve korku duyuyorum. Aşırı derecede sert, titiz, hırçın, nezaketsiz, vesveseli oldum. Eskiden güldüren bir kelime oyununa, zararsız bir alaya vesile olan şeyler, şimdi içimde yalnız ağır, ezici duygular uyandırıyor. Mantığımın işleyişi değişti: Vaktiyle yalnız parayı küçümserdim, şimdi sanki bir suçları varmış gibi husumetim paradan zenginlere döndü. Eskiden zorbalıktan, baskıcılıktan nefret ederdim, şimdi zorbalık edenlerden iğreniyorum. Sanki bunda. Birbirimizi terbiye etmesini bilmeyen hepimiz değil, sadece onlar suçluymuş gibi. Niye böyle oldum? Yeni fikirler yeni duygular düşüncelerimin değişmesinden ileri geliyorsa bu değişikliğin nedeni nedir? Dünya kötüleşti de ben mi iyiye gittim, yoksa önceleri kör ve aşırı bir kayıtsızlık içinde miydim? Yok eğer bu değişiklik bedensel ve zihinsel gücümdeki genel düşkünlükten ileri geldiyse- çünkü hastayım, günden güne kilo kaybediyorum- o halde yeni fikirlerimi normal değil, mariz saymam, onlardan utanmam gerek.”

Çehov’un yazım tarzı, durum hikayesi olarak bilinen bir türdür. Bu türün diğer ismi ise kesit hikayedir ve literatürde “Çehov Tarzı” olarak bilinmektedir. Yazar olayların ve durumların akışını okura bırakır. Hikâyede asıl olan olay değildir. Fikirler yerine, kişiler anlatılır ve abartılmamış gerçeklere yer verilir. Asıl her şey hikaye bittikten sonra başlar.

Öylesine Bir Hikaye”nin sonu da Katya’nın ani bir kararla ülkeyi terk etmek için Profesör ile vedalaşmaya gelişi ile biter.  Mihayil Pfodoroviç’den aldığı bir aşk mektubunun yarattığı şaşkınlık ve savrulmayla, Kafkasya’da yaşadığını o sırada öğrendiğimiz kızına gitmek üzere yola çıkacağını söyler. Profesör ise Katya’nın kendi cenazesinde bulunamayacağına dair düşünceler geçirir zihninden. Ölmek üzere olduğuna ise hala emindir.

Okur, Katya’nın Kafkasya’ya gidip gitmediğini, Mihayil Pfodoroviç’e ne cevap verdiğini, Profesörün kızının uygunsuz damat adayı Genekker’le evlenip evlenmediğini, Profesörün yakın zamanda ölüp ölmediğini ve daha pek çok şeyin akıbetini öğrenemez.

Çehov tarzı hikayeye mükemmel bir örnek olan eserde, ana ve yan karakterlerin kişilik özellikleri üzerinden Profesörün olgunluk dönemi hal ve tavırlarına derin bir bakış atılmaktadır. Kendindeki değişimlerin oldukça farkında olan ana kahramanın yüksek duygularına, olağan gündelik yaşamın içinden göz atarken, kendi duygu durumlarımıza, değişim ve geçişlerimize de bakma fırsatı yakalarız.

Anton Pavloviç Çehov

 29 Ocak 1860 Taganrog Rusya doğumludur. Babasının baskısı ile kilise korosunda ilahi söyleyen yazar, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkan işleri ile de ilgilendiğinden lise eğitimi çok uzamıştır.

Bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okuyan Çehov, daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleri ile temel bir eğitim görmüştür.

1879 yılında liseyi bitiren Anton Pavloviç Çehov, Moskova’ya giderek tıp fakültesinde girdi, 1884 yılında da doktor oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra hekimliğe başlayan yazar, “Cerrahlık”, “Cansız Ceset”, “Kaçak” adlı hikayelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığında hekimliği bırakarak yazarlığa yöneldi. 1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirmiş ve vereme yakalanmıştır. Tedavi için Kırım’a giden Anton Pavloviç Çehov, 1895 yılında “Martı” oyununun ilk versiyonunu yazdı.

Anton Pavloviç Çehov’un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayınlanmıştır. Anton Pavloviç Çehov, 15 Temmuz 1904 yılında Badenweiler, Almanya’da hayatını kaybetti.

Kaynakça

*KİDEGA/Yazarlar/ Anton Pavloviç Çehov

Semra AKSOY

Yazar Semra AKSOY

Semra AKSOY, 1974 yılında Dinar’da doğdu. Doğduğu toprakların büyüsünden mi bilinmez, edebiyata ve tarihe ilgi duydu. Okuma yazma öğrendiğinden beri de, hep okuyup yazdı. Yolu Hukuk Fakültesine düşünce, bu defa adaletin ve yasaların gözünden bakmaya başladı hayata. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra büyük bir kurumsal şirkette ve daha sonra da kendi ofisinde sürdürdüğü 20 yıllık meslek hayatı boyunca da işi gücü okuyup yazmaktı. Mesleği ona kendini yazılı ve sözlü ifade etme yeteneği ve gücü verdi. Ayrıca kişiliğine paha biçilmez bir özgüven de kattı.
Öteden beri, kitaplara ve sosyal konulara olan ilgisi nedeniyle; Edebiyat, Tarih, Arkeoloji, Antropoloji, Dinler Tarihi, Siyaset, Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji gibi sosyal bilim alanlarında okuduklarına, Uzay-Zaman, Fizik, Ekolojik Sistemler ve Doğa Bilimlerini de ekledi. Giderek artan Bilimkurgu/Fantastik, Ütopya/Distopya, Ezoterik, Spritüel ve Metafizik konulara olan merakı da bunlara ilave olunca, dolan küpü en nihayetinde taştı ve İkinci Adam Yayınevi tarafından yayınlanan kitabı “TEK ZAMAN”2022 yılının ilk günlerinde fantastik severlerle buluştu.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

RENGİM