in

20’lerin PEMBESİ 30’ların GERÇEĞİ

20’lerin PEMBESİ 30’ların GERÇEĞİ

Ve o çok sevdiğimiz yaz biter… Sonbahara girerken yazlık elbiseler kaldırılır, ortalık derlenip toplanır derken karşınıza hiç olmadık bir anda bir fotoğraf çıkar.

20li yaşlar… Çoğunlukla güzel zamanların yaşandığı güzel dönemler. Bazı basit konuların hayatın için ciddi sorun olduğunu sandığın o tatlı dönemler ve tabi ki büyük lafların edildiği o nadide dönemler…

Bak kaç oldu arıyorum hala açmadı? Uf herhalde çocuğu uyutuyor neyse sonra ararım. Aslında ne kadar önemli bir sorunum var. Açsa ne güzel konuşurduk. Şuan hayatımdaki en büyük sorunu ona anlatmadan rahatlayamam. Kaç dakika geçti. Bir daha arasam mı? Ne zaman arar acaba?

Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm… Sonunda bir çay bahçesine oturup biraz düşünmeye karar verdim.

– “Hoş geldiniz. Ne içerdiniz?’’

– “Sade bir Türk kahvesi alabilir miyim?’’

– “Tabi’’

– “Teşekkürler’’

İyi oldu böyle bir yere oturmak. Düşünmek için iyi bir yer. Ah! Bak aramış, sipariş verirken duymamış.

– “Alo canım nasılsın? Müsait misin?  Bebişleydin dimi? Nasıl minnoş iyi mi?’’

– “İyi canım uyutmaya çalışıyordum. Aramışsın. İyi misin, her şey yolunda mı?’’

– “Değil aslında. Bende seni bu yüzden aradım.’’

– “Ne oldu? Kötü bir şey yok değil mi?’’

– “İşle ilgili. Bu işe bayılıyorum evet ama biliyorsun parası çok az. Başka bir yerden teklif geldi maaş iyi ama oradaki insanlar bir tuhaf. Çalışan bir arkadaşım var hiç mutlu değil. Çalıştığı yerdeki insanlar için hep gerginler diyor. Maddi açıdan belki mutlu olacağım ama kendimi mutlu hissetmeyebilirim. Burada çok mutluyum ama para yetmiyor malum. Yani ne yapacağımı açıkçası bilemedim. Seni aramak istedim.’’

– “Anladım canım. Tabi ki karar senin. Bence de zor bir seçim. Bilemedim ki şimdi ne desem.’’

– “İşte bende böyle kararsız kaldım. Yani düşünüyorum evet şu an çok mutluyum ama… Aaa uyandı galiba ağlıyor.’’

– “Evet bitanem sonra arayayım mı seni.’’

– “Tabi tabi bak sen konuşuruz.’’

– “Benden önce gelmişsin. Beklettim mi seni?’’

– “Yok bende şimdi geldim.’’

– “Yemek söyleyelim mi? Ben çok acıktım.’’

– “Olur bende çok açım.’’

Yemek siparişlerimizi verirken yan masadan bir çizgi film sesi gelir.

– “Ya şuna bak ne tatlı. Ah elbiseye bak! ’’

– “Yemek yemek pek istemiyor sanırım. Baksana.’’

– “Zaten niye zorlarlar ki çocuğu. Bırak acıkırsa yer. Yalnız annesi de koymuş telefonu önüne. Hiç mantıklı bulmuyorum.’’

– “Bende ileride çocuğum olursa asla ama bak asla ne telefon ne tablet ne televizyon. İstemiyorum abi öğrenmesin çocuk.’’

                                                                             …

– “Her şey ne kadar pahalı olmuş. İş için bir elbise bakalım dedik şu fiyatlara bak.’’

– “Sence bu elbise mi, bu mu?

– “Aaaa yeşil çok güzelmiş. Sen yeşili al.’’

– “Bizim Sibel Hanım’a da yeşil çok yakışmıyor mu ya?’’

-‘’Yani evet tabi de o da bir boş verdi her şeyi. Tamam anlıyorum çocuğu oldu ama çocuk doğalı 6 ay oldu. Arkadaş bir kalem sür gözüne. Birazcık bak kendine.’’

                                                                             …

– “Ne oldu neye güldün bu kadar?’’

– “Bak bak bir video buldum. Kadın çocuğum benimleyken diyor şal, şapka, eldiven ne bulduysa takmış. Sonra babası ile diyor adam bir mont giydirmiş çocuğa. Dışarıda kar yağıyor. Annesi de ne bulsa giydirmiş. Ben ne giyiyorsam o da onu giyecek.  Gerek yok sıkmaya.’’

                                                                           …

Bu yazı yayınlandığı günden tam 2 gün önce dolu dolu 34 oldum. Şuan 3,5 yaşında bir oğlum var. Şimdi şu 20li yaşların fotoğraflarına bakınca geçmişe gittim ve çocuk ile ilgili kendimce söylediğim sözleri hatırladım. Oğlum ilk doğduğunda arkadaşlarıma bırakın geri dönmeyi neredeyse bir hafta sonra döndüm. Yemek yeme meselesi bir acayip. Evet hala yemek yemek istemiyorsa zorlamam ama “aç kaldıııı,” diye vicdan azabından ölebilirim. Gözüme kalem sürmek mi ben banyo yapınca kendimi aşırı güzel hissettim. Soğuktan üşüyordur konusuna hiç girmek bile istemiyorum; çünkü anne olunca şu koruma hissi bir acayip çalışıyor. Hele o zamanlar kendimce yaşadığım sorunlara sorun demişim ya, aklımı seveyim.

Canım 20ler hep güzeldin ama gerçekler 30dan sonra başladı… 40lı yaşlarıma geldiğimde 30larım için ne diyeceğim şimdiden merak konusu. Seni merakla bekliyorum 40lar ve tabi ki, lütfen güzel gel yeni yaşım…

Beril DEDEOĞLU ASLAN

Yazar Beril DEDEOĞLU ASLAN

Beril DEDEOĞLU ASLAN , 05.09.1988 yılında Kırklareli şehrinde doğmuştur. İlkokul ve lise öğretimi Lüleburgaz’da bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklam bölümünden mezun olmuştur. Üniversite bitikten sonra çeşitli reklam ajansları, televizyon kanalı ve yapım şirketinde çalışmıştır. Oğlu doğduktan sonra çalışma hayatına ara vermiştir.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖYLESİNE BİR HİKAYE

Karanlıktan Cennet’e Uçanlar…