in

BARIŞ SANATI

BARIŞ SANATI

Geçenlerde Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” kitabını okurken kitabın kapağında  “Barış Sanatı” yazmasını hayal ettim.

Ben sanatı farklı hayal ederdim çocukken. Kültür, sinema, sergi, konser, tiyatro, yurtiçi-yurtdışı tanıtımlar ve diğer kültür-sanat etkinlikleri gelirdi aklıma; ama elimde tuttuğum kitap ‘savaş sanatı’ diyordu. Ondan sonra anladım ki savaş, kavga, öfke gibi kulağa hoş gelmeyen kelimelerin de sanatı olabiliyormuş. Kitapta “nasıl savaşılmalı?” sorusuna cevap olarak savaşın incelikleri anlatılıyor, taktikler veriliyor, karşıdakini düşman gördüğü için sürekli nasıl kazanırım diye kafa yoruyor, fikirler, tespitler üretiyor. Bu kabul; fakat ben, dünyada hiçbir kavganın, savaşın olmadığı belki de ütopya olarak kabul edilebilecek ‘barış’ düşüncesinden yanayım.

Kendi ırkını sabah akşam düşünerek, plan yaparak öldüren tek ırk insanoğlu. Dünyanın her gün bir yeri kanarken, insan, “daha fazla nasıl öldürebilirim?” çabası içerinde. Belki kendini korumak için belki kişilerin, diktatörlerin, delilikleri uğruna nice insanlar ölüyor, öldürülüyor. Oyunlar, filmler çocuklara örnek olarak savaşı, öldürmeyi sunmakta, barışı değil. Savaş olan bölgelerde insanoğlu mutsuz, garip, maddi manevi acı içerisinde. İnsanların yanı sıra tüm canlılar da savaştan acı nasibini almış oluyor. Onlarda mutsuz, garip ve acı içerisinde.

“Neden olmasın,” diye soruyorum bazen kendime. Ülkeler karar alsa, savaşı başlattıkları gibi barışı da başlatabilse. Dünyada toplam kaç ülke varsa bu barışı resmi bir belge olarak tüm insanlığa duyurabilse. İnsanlar huzur içinde savaş endişesi olmadan uyuyabilse. Savaşa ait her ne meslek varsa olmasa. Bunun yerine dünyayı daha yaşanılır, barışçıl ortama hazırlayacak beyinler olsa ve sadece sevgi düşünse, sevgi solusa, sevgi yaysa. Ülkeler savunma sanayisine değil, sevgi sanayisine değer verse. Savunma bakanlıkları değil, sevgi bakanlıkları kurulsa. Kabil ruhlu insanlar arasındaki bu savaşlar artık bitse. Habil ruhlu insanlar bir nefes alsa. Benimkisi bir temenni. Dedim ya belki de bir ütopya. En azından olduğunuz yerde sevgi dalga dalga tüm dünyaya yayılsa; savaşlar, çatışmalar yok olsa. Yerin altına hiç çıkmayacak şekilde gömülüp, üstü kat kat örtülse…

Mağluptur bu yolda galip…

“Dünyada barış, insanda iyi niyet olmalı!” der Lev Nikolayeviç Tolstoy. Barışı aramızdan kovduğumuzdan beri dünya savaşlarda,karanlıklarda… 

O halde “niyet ettim iyi niyetli olmaya!” 

 Niyetliyim…


Metin ÖZDEMİR

Yazar Metin ÖZDEMİR

Metin ÖZDEMİR, 1979 yılında Bursa'da doğmuştur. İlkokul, ortaokul ve süper liseyi Bursa'da okuduktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2002'de mezun olmuştur.Evli ve bir çocuk babasıdır. 20 yıllık tecrübeli sınıf öğretmeni, üstün potansiyelli çocukların öğretmeni, akıl ve zeka oyunları eğitmeni, anlayarak hızlı okuma eğitmeni,IB öğretmeni, özel ders koordinatörü, oyun temelli matematik eğitmeni, kitap seçme kılavuzu, hikaye anlatıcısı, eğitsel oyun tasarımcısı, ev ve aile danışmanıdır. Özel sektörde öğretmenliğe devam etmektedir. Öğrencilerinin birçok derecesi vardır.Çocukları, her gün düzenli kitap okumayı ve akıl ve zeka oyunları oynamayı çok sevmektedir.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

SOKAK LAMBASI

Her Şehirde Bir Anı