in

BİR MESAJ İLE DEĞİŞEN KADER: TCG KOCATEPE

BİR MESAJ İLE DEĞİŞEN KADER: TCG KOCATEPE

Yakın tarihimizin önemli olaylarından biri de 1974 yılında iki aşamalı olarak gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtıdır. Kıbrıs Çıkarması olarak da bilinen bu harekât; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin ortaklaşa düzenlediği ve başarıya ulaştığı bir harekâttır.

Bu harekât, Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz aşırı olarak düzenlediği ve uzun hazırlıklar sonucu başarıya ulaştırdığı bir harekât olup, harp tarihinde bazı ilkeleri de içinde barındırmaktadır.

Örneğin, Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde Amfibi Alay tesis edilmiştir. LCT, LCU, LCM denilen tank, askeri araç ve personel taşıyıcı küçük çıkarma gemileri inşa edilmiş; seyir halindeyken de dünya harp tarihinde o güne dek görülmemiş bir nakliye işlemi gerçekleşmiş, küçük çıkarma gemilerimiz ana çıkarma gemilerine yanaşarak asker ve askeri malzemeleri kendi güvertelerine almıştır.

Elbette ki, savaşın her türlüsü acıdır ve Mustafa Kemâl Atatürk’ün dediği gibi savaş zarurî olmadıkça cinayettir.

Türkiye Cumhuriyeti de Kıbrıs’ta 1959 ve 1960 yıllarında Londra ve Zürih antlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni oluşturan Rum kesiminin Türk kesimine karşı yapmış olduğu sindirme politikalarına karşı bu iki antlaşmadan doğan garantörlük hakkını kullanarak ve hem Türklere hem de Rumlara barış getirmek için Ada’ya çıkmıştır.

Harekât sırasındaki en trajik olay ise TCG Kocatepe Muhribinin Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı uçaklar tarafından batırılması veya şehit edilmesidir.

Bu olay nasıl gerçekleşti? TCG Kocatepe’nin batırılması ile ilgili bugüne kadar çok şey yazıldı. Ancak biz yaşananları, olayı bizzat yaşamış olan ve o dönem Üsteğmen rütbesi ile TCG Kocatepe Muhribinde Savaş Harekât Subayı (SHM) olarak görev yapmış olan Sayın Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun 2020 yılında yayımlanan “Kıbrıs Barış Harekâtı: TCG Kocatepe Nasıl Battı? (Bir Akıl Tutulması)” isimli kitabından alıntılar ile anlatmaya çalışacağız.

TCG Kocatepe’nin Özellikleri ve Türk Donanmasına Katılışı

1945 Amerika Birleşik Devletleri yapımı olan TCG Kocatepe ilk inşasında hava ve su üstü harbi yapacak şekilde tasarlansa da sonrasında denizaltı savunma gemisi olarak tâdil edilerek, başlangıçta bulunan on adet uçaksavar topu ile bir adet çift namlulu tareti sökülmüştür. Uçaksavar silahlarının olduğu bölüm helikopter pisti olarak yeniden tasarlanmıştır. Bu nedenle TCG Kocatepe hava savunma silahlarına sahip olmayıp, hava hedeflerine karşı sadece baraj atışı yapabilen 5/38’lik toplara sahipti. Ayrıca, konvoy adı verilen asker, cephane ve silâh taşıyan sivil ve askeri gemileri denizaltı taarruzlarına karşı koruyan 127 metre boyunda 12,4 metre eninde ve 250 mürettebatı bulunan bir muhripti. TCG Kocatepe 23 Kasım 1971 tarihinde ABD’den satın alınmış ve 11 Aralık 1971 tarihinde Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmiştir (1).

TCG Kocatepe’nin Kıbrıs Çıkarmasındaki Vazifesi

Harekâta katılan muhriplerimiz TEPE sınıfı olup, Harp Filosu şu dört gemiden oluşmuştur. TCG Tınaztepe, TCG Adatepe, TCG Kocatepe, TCG M. F. Çakmak. Harp filosunun bu dört gemiden oluşmasının nedeni ise taktiksel olup; Kıbrıs semalarında hava hâkimiyetinin Türk Hava Kuvvetlerinde olması, Kıbrıs açıklarında Yunan Donanmasına ait savaş gemilerinin olmaması; ancak, Yunan denizaltılarının Çıkarma Filosunu tehdit edebilecek unsur görülmesi gibi nedenlerden dolayı Harp Filosunun denizaltı sistemlerine sahip muhriplerden oluşması öngörülmüştü. Dolayısıyla, TCG Kocatepe’nin ve diğer muhriplerimizin görevi:

  • Mersin – Girne arasındaki sahada Yunan Deniz Kuvvetlerine ait denizaltıları aramak,
  • Çıkarma Birliklerini seyir halinde korumak,
  • Çıkarma sırasında birliklerimize destek atışları ile kara bombardımanına yardımcı olmak,
  • Su üstü muharebesine hazır olmaktı.

Öte yandan hava savunma sistemlerine sahip İ Sınıfı gemilerimiz ise Yunan hava tehdidine karşı Ege’de konuşlandırılmıştı (2).   

Bir Mesaj İle Değişen Kader

İlk Çıkarma birlikleri 20 Temmuz 1974 Cumartesi günü Girne yakınlarındaki Pladini plajına çıkmış ve birinci dalgada on üç çıkarma gemisi çıkarma plajına yaş kapak atmıştı. Kıbrıs’a ilk çıkan birlik Amfibi Deniz Piyade Alayı ve komutanı Dz. Gv Yb. Neşet İkiz idi. Amfibi Alay aynı gün saat 13:00 sularında kıyı başını tutmuş; amfibi birliklerimiz ile sabah saatlerinde hava indirme tugayı ile Ada’ya inen birliklerimiz birleşmişti. Çıkarma sırasında ilk şehidimiz ise saat 10:00 gibi Ada’ya dördüncü dalgada çıkan birliğimizde görevli tersane işçisi Ahmet Ersoy’du (3).

İlk çıkarma sonrası Mersin’e dönen TCG Kocatepe, 21 Temmuz günü saat 06:15’te ikinci grup amfibi birliklerin Kıbrıs’a çıkarılması için diğer muhrip ve konvoy gemileri ile ileri harekâta başladı (4).

Bu sırada saat 09:45’te Kıbrıs’ın güneybatısında kalan Baf Limanı’nın yaklaşık 60 mil batısında bir düşman konyovu olduğu rapor edilmiş ve bu konvoy ile irtibata geçmek ve konvoyu geri göndermek üzere TCG Adatepe, TCG M. F. Çakmak ve TCG Kocatepe görevlendirilmiş ve bölgeye intikal etmeleri emredilmişti. Ancak, konvoy ile ilgili bilgiler çelişkiliydi ve konvoyun varlığı tam olarak tespit edilememişti. Deniz karakol uçağı ile yapılan mesajlaşmalarda alınan cevap: “Gemilerin bacaları sizinkilere benziyor” idi. Sayın Özhan Bakkalbaşıoğlu kitabında bu konvoyun ortaya çıkışının 19 Temmuz 1974 günü GES Komutanlığının yaptığı dinlemeler sonucu Yunan Harp Filosu ve Çıkarma Birliklerinin görev bölgelerine intikal emri aldığının  tespit edildiğini ve bunun da Gökçeada ve Bozcada ile Kıbrıs’a bir amfibi harekât ve takviye gönderilmesi olarak algılanarak yorumladığını belirtmekte ve sonun başlangıcının da bu şekilde başladığını yazmaktadır (5).

Konvoy düşüncesini ortaya çıkaran bir başka bilgi de şuydu: 20 Temmuz 1974 günü saat 15:00’da iki Yunan denizaltısı ile 21 Temmuz günü HS Retimnon çıkarma gemisinin 573. P. Tb ile ileri harekâta geçmesiydi. Her iki denizaltı ve çıkarma gemisine 22 Temmuz gece yarısı geri dönün emri verilmiştir. Yine Lesvos çıkarma gemisinin de Magosa – Baf – Limasol arasında 12 Temmuz’dan itibaren Yunan değiştirme birliğini taşımakta ve çıkarma sırasında Baf’ın Muttalo bölgesini iki saat süreyle ateş altına aldığı buradaki Türkler tarafından bildirilmişti. Ayırca Lesvos Baf’tan ayrıldıktan sonra rotasını Mısır’a doğru çevirerek Girit Adasına ulaşmıştı. Bu bilgiler ham ve teyit edilmemiş istihbarat bilgileriydi (6).

Durum böyle iken Genelkurmay Başkanlığında yapılan toplantıda tam olarak tespit edilemeyen konvoyun batırılması için Hava Kuvvetlerine emir verilerek bu işle Türk Hava Kuvvetlerine bağlı 1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevlendirildi (7).

Deniz Karakol Uçaklarının gönderdiği mesajlar gemiler tarafından değerlendirildiğinde Bakkalbaşıoğlu’nun nitelendirilmesiyle ortaya “çok garip bir durum” çıkmıştı. Biri Baf bölgesi batısında Türk muhriplerinin olduğu üç geminin bulunduğu saha, diğeri de Baf’ın güneybatısında bulunan ABD ve İngiliz gemilerinin bulunduğu bölge. Bunları birleştirdiğinizde aranan konvoy ortaya çıkıyordu ve Türk uçakları Anadolu kıyılarına yakın bölgede bulunan Türk gemilerine taarruz etmişlerdi (8)

Diğer yandan saat 15:00’da Harp Filosu Komodor’u Deniz Kuvvetlerine, ilgili sahada konvoy olmadığını, konvoy olarak nitelenen gemilerin İtalyan bandıralı ticaret gemisi ve Yugoslav bayraklı ticaret gemisi olduğunu belirten bir mesaj yollamıştı (9). 

Buraya kadar olanları kısaca özetlersek ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Muhriplerimiz almış oldukları raporları ve istihbarat bilgilerini değerlendirdiklerinde aslında Kıbrıs’ın Baf Limanına doğru gelen Yunan Silahlı Kuvvetlerine ait herhangi bir konvoy olmadığını tespit etmişlerdi. Konvoy olarak bahsedilen Line Messina isimli İtalyan ticaret gemisi ve Yugoslavya bandıralı bir başka ticaret gemisiydi. D/K uçakları tarafından belirtilen hedeflerde ise Harp Filosuna ait üç muhrip ve biraz daha güneyde Kıbrıs’taki vatandaşlarını tahliye etmeye çalışan Amerikan ve İngiliz gemileri bulunuyordu. Türk uçaklarının taarruz ettikleri gemiler de Türk gemileri olmuştu.

TCG Kocatepe’nin Şehit Olması

21 Temmuz saat 15:00 sularında 1. Taktik Hava Kuvvetlerine bağlı 111. Filo uçakları TCG Kocatepe’nin üzerinden geçti. Gemi Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya uçaklara tanıtma parolası olan IFF/SIF kodlarını gönderdi. Ancak, uçaklardan herhangi bir yanıt gelmemişti. Bunun nedeni uçakların 1. Taktik Hava Kuvvetleri bağlısı uçaklar olmasıydı ve bu uçaklarda Kıbrıs Harekâtı için gemi – uçak parolası eşleştirilememişti. Bu uçakların ellerinde esas görev yerleri olan Ege Denizinde vuku bulacak harekâtlarda kullanılacak parolalar bulunmaktaydı (10).

TCG Kocatepe’ye ilk bomba saat 15:05’te atıldı. Taarruz yaklaşık beş saat sürmüştü. TCG Kocatepe dışında TCG Adatepe ve TCG M. F. Çakmak da yara almıştı. Saat 16:00 itibarıyla TCG Kocatepe vuruş ve duruş gücünü kaybetmiş 52 nolu top susmuş SHM iş göremez hâle gelmişti. Roketlerin isabetleri birçok elektronik harp silahını devre dışı bırakmış, gemide yangın çıkmıştı. Cephaneliğin patlaması söz konusuydu. Elektrik devreleri kesilmiş, bu nedenle de cihazlar çalıştırılmamıştı. Gemi su almaya başlamış ve kıç tarafından batması kaçınılmaz görünüyordu (11).

Gemi Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya saat 15.45sularında hava taarruzlarını kesildiğine kanaat getirerek gemiyi terk emri verdi. Gemiyi terk sırasında olabilecek bir hava saldırısında 51 nolu top personeli gemide kalarak muharebeye devam edecek ve gemiyi en son terk edecekti (12).

Uçak taarruzlarının baskın şeklinde olması, taarruz sırasında 750 librelik bombaların, 2,75 inçlik roketlerin ve 20 mm lik topların kullanılması TCG Kocatepe’nin ağır hasar almasına yol açmıştı. Çıkan yangınlara müdahale için kullanılacak su pompaları hasar görmüş, elektrikler kesilmiş, mazot yangını başlamıştı. Akaryakıt yangını için kullanılan fom köpüğü kalmamış, 52 top roket isabeti nedeniyle iş göremez hale gelmiş ve personelinin yarsını kaybetmişti. Sonuç olarak gemi komutanı gemiyi terk emrini vermişti (13).

TCG Kocatepe saldırıya uğradıktan sonra saat 16:00 itibarıyla mevkii Baf Limanının 320 derece kerterizinde ve 25 milde olduğu, TCG F. M. Çakmak tarafından bildirilmişti. Geminin son mevkiinden kayması ve Baf açıklarına gelmesi muhtemeldi. Ayrıca, geminin infilak etmediği takdirde karaya oturma ihtimali de söz konusuydu. Bu nedenle TCG Tınaztepe geminin karaya oturmasının önüne geçmek, personel gemide ise yardım etmek, gemiyi terk ettiyse gemiyi batırmak amacıyla intikale geçti. Saat 22:00’da TCG Kocatepe alevler içindeydi ve bu anda peş peşe iki büyük infilak oldu ve TCG Kocatepe 22:05 sularında ikiye bölünerek Akdeniz’in tuzlu sularının içinde kayboldu (14)

Denizde Yaşam Mücadelesi

TCG Kocatepe personeli ise geminin batmasından çok önce gemiyi zaten terk etmişti.

Gemi personeli için artık denizde yaşam mücadelesi başlamıştı. İlk başta can salları birbirine bağlı iken daha sonrasında ise sallar birbirinden ayrılmıştı. Bunun nedeni hem denizin dalgalı olması nedeniyle salların alabora olmasını önlemek hem de olası uçak saldırısında açık ve toplu hedef olmamaktı.

Dolayısıyla TCG Kocatepe muhribi personeli üçe ayrılmıştı. Bir grup personel bir Lübnan kosteri tarafından kurtarılmış, bir kısmı Larnaka’da bulunan İngiliz üssündeki Andromede gemisi tarafından kurtarılmıştı. Gemi komutanı Dz. Kur Yb Güven Erkaya ve Dz. Ütğm Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun olduğu grup ise bir İsrail okul gemisi olan Denizin Başlangıcı anlamına gelen Mevot Yam tarafından kurtarılmıştı. 111 personelimiz de TCG Berk tarafından kurtarılmıştı. (15)

Sonuç

Kıbrıs Barış Harekâtı iki aşamalı olarak yapılmıştır. Birinci aşama 20-21-22 Temmuz 1974, ikinci aşama 14 Ağustos 1974 tarihlerinde yapılmıştır. Bu harekât ile yavru vatan Kıbrıs’taki soydaşlarımız kurtarılmış, bağımsızlıkları sağlanmıştır. Öte yandan Kıbrıs çıkarması kara, deniz ve hava işbirliği ile kuvvetler arası iletişimin önemini de göstermiştir.

1963 yılında başlayan olaylar neticesinde 1959 ve 1960 antlaşmalarından doğan haklarını kullanan Türkiye 1967 yılında Kıbrıs’a çıkarma teşebbüsünde bulunmuş ancak çeşitli nedenlerle Ada önünden dönülmüştür. Bu tarihten sonra özellikle Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde Amfibi yani Çıkarma Birlikleri oluşturulmuş, bir amfibi harekâtta kullanılan çeşitli çıkarma gemileri Türk tersanelerinde inşa edilmiştir. Harekât başarılı olmasına rağmen üzücü olaylar da yaşanmıştır. Bunlardan en önemlisi de TCG Kocatepe muhribimizin uçaklarımız tarafından batırılması olmuştur.

TCG Kocatepe’nin yaşadıklarını sizlere olayı bizzat yaşamış olan bir subayın Em. Dz. Kur. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğluı’nun kaleminden aktarmaya çalıştık.

Kıbrıs Gazisi bir babanın evladı olarak en başta TCG Kocatepe şehitlerimize ve harekât sırasında hayatlarını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum

www.kutlutarih.com

www.armaganureten.com

KAYNAKÇA:

1.Özhan Bakkalbaşıoğlu: Kıbrıs Barış Harekâtı: TCG Kocatepe Nasıl Battı (Bir Akıl Tutulması) Kaynak Yayınları İstanbul 2020 – s.49-50.

2.a.g.e: s.100

3.Cem Gürdeniz: Girne’de Kıyı Başını Tutan Kahramanlara https://www.ulusal.com.tr/haber/8700303/girnede-kiyibasini-tutan-kahramanlara

Ayrıca bkz a.g.e s.128

4.a.g.e s.131

5.a.g.e s.132-133

6.a.g.e s.138-139

7.a.g.e s.150

8.a.g.e s.160

9.a.g.e s.161

10.a.g.e s.163, s.166

11.a.g.e s.219-220

12.a.g.e s.227

13.a.g.e s.306-311

14.a.g.e s.268-269

15.a.g.e s.313-340

Armağan ÜRETEN

Yazar Armağan ÜRETEN

1976 İstanbul doğumludur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümündeki Lisans eğitimini 1997 yılında tamamladı. 2003 yılında Yeditepe Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisans (MBA) programını "Restructuring of The Turkish Pharmacuetical Industry by Mergers and Acquisitions” isimli teziyle tamamladı.
2007 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ruhsatını alan Armağan Üreten www.armaganureten.com isimli bir kendi internet sitesinde muhasebe, tarih ve güncel konularda yazılar yazmaya başladı.
2017 yılında özel ilgi alanı olan tarihe yönelerek Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Tarih Bölümüne kayıt oldu. Tarih alanı ile ilgili olarak da 2018 yılında www.kutlutarih.com isimli internet sitesini açtı ve blog yazıları yayımlamaya başladı. 2021 yılında Tarih bölümünden mezun olan Üreten’in şiir denemeleri de bulunmaktadır.
İş yaşamına çeşitli muhasebe ve denetim bürolarında başlayan Armağan Üreten, 2010 yılından beri sigorta sektöründe çalışmaktadır. Halen özel bir sigorta şirketinde iş yaşamına devam Üreten, sadeliği ön plana alarak, saygı ve sevgi çerçevesinde pozitif bir düşünce ile yaşadığımız dünyanın daha güzel bir hale geleceğini düşünmektedir.
Her daim eğitimin ve bilginin önemine vurgu yaparak sürekli yeni şeyler öğrenmek gerektiğini vurgulayan Armağan Üreten, bundan sonraki yaşamında tecrübelerini topluma aktarmak amacıyla kitap projelerinden ilki olan “Tarih Boyunca Anadolu’da Kadın Olmak” isimli bir kitap hazırlamaktadır.
2015 yılında hayatını Gıda Mühendisi ve Sosyolog olan Melek Akbaş Üreten ile birleştiren Üreten toplumun, kültür, sanat ve spor ile gelişeceğini savunmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

TÜKENMEKTESİN

Etiketlenen Çocuklar