in

ÇOCUKLARDAN YARDIM ALALIM…

ÇOCUKLARDAN YARDIM ALALIM…

Evet, kıymetli büyükler… Değerli ebeveynler… Her konuda olmasa bile birçok konuda bilgi sahibi olan abilerimiz, ablalarımız…

Hiç düşündünüz mü ya da düşündük mü, benim çevremde gerçek manada maddi manevi yardıma muhtaç olan ki özellikle duygusal ve psikolojik olarak bir omuza bir muhabbete ihtiyacı olan nice insan var, nice yaşlı, genç, kadın, çocuk var diye.

Hiç soruyor muyuz acaba komşumuza, arkadaşlarımıza “Komşum, arkadaşım nasılsın iyi misin sağlık sıhhatin yerinde mi, bir isteğin arzun var mı?” diye…

Bazen soruyoruz; ama birçok kez sormuyoruz maalesef. Belki de hayatın içindeki karmaşadan telaşeden aklımıza bile gelmiyor. Halbuki dediğim gibi bir söz bir nasılsın hitabı o kadar kıymetli bir hâle geldi ki, şaşırırsınız. 

İstanbul’da İstiklal Caddesi var bilirsiniz. Taksim civarındadır. Belki birçok derdi kafasının bir kenarında dağ olmuş insanların sürekli olarak gezdiği bir caddedir. 

Neyse, bir gün cadde de ilerliyorum, kenarda bir kardeşimizi gördüm. Yere oturmuş bir kilimin üzerinde, önündeki kağıdın üzerine yazmış “1 LİRAYA DERT DİNLENİR” diye.

O kadar çok derdimiz var ki kimseye anlatamadığımız, tanıdığımız tanımadığımız insanların kör kuyularda artık çöpten dağ olmuş misali derdi var ki kimseye anlatamadıkları…

Aslında asıl derdimiz dertlerimizin olması değil, birbirimizi hiç dinlemememiz, birbirimizin dünyasını kazara hatta göz ucuyla bile gördüğümüzde “amaaaaan bana ne yaaa” gibi tuhaf ve ister istemez bencil sözler oluyor maalesef. 

Oysaki çocuklarımız öyle mi. Biraz utangaç birazda çekingen bir halde bile olsa başka bir çocukla hiç düşünmeden oyun oynayabiliyor, iletişim kurabiliyor. Sanki 40 yıllık arkadaş misali o küçük dünyalarında bencil olmayan hayalleriyle sohbet edebiliyorlar. Anlamlı ya da anlamsız, konuşuyorlar, gülüp tebessüm edebiliyorlar. Oysaki o çocukların peşinden gidip o minik dünyalarındaki güzellikleri hayatın dertleri arasından bir görebilsek, belki de dert diye adlandırdığımız her şeyi tebessüm denizine dökeceğiz.

Gülelim, tebessüm edelim, hâl hatır soralım, sebepsizce muhabbet açalım. Komşularımıza çay kahve ısmarlayalım. 

En önemlisi olan çocuklardan yardım alalım. Onlarla güzel vakit geçirelim. Çocukların yanındayken vakit israfı yapalım. Gidelim derdi olanların dertlerini kısa bir vakitte olsa dinleyelim. Unutmayalım ki başkasının derdi ile bizim derdimiz yarış halinde değildir.

İşin özeti dertler asla yarışmaz!!!

Dertler sıkıntılar paylaşıldıkça kumdan kale misali yok olur gider.

Tıpkı çocukların yaptığı gibi…

Salih Ekrem KARA

Yazar Salih Ekrem KARA

Salih Kara. İstanbul doğumlu olup, 34 yaşındadır. Eskişehir Anadolu Üniversitesi işletme ve ilahiyat mezunudur. İstanbul Üniversitesi / Çocuk Gelişimi ve eğitimi bölümüne lisans öğrencisi olarak devam etmektedir. . Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapmaktadır. Çocuk gelişimi, değerler eğitimi, özgüven ve hata, geleceğe yönelik meslek hayalleri üzerine gençler ve çocuklarla online/yüz yüze muhabbetler gerçekleştirip şehir içi, şehir dışı ziyaretler yapmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

OLAĞAN

ARKADAŞ ÖZLEMİ