in

ÇOCUKLUK, MÜKEMMELLİYETÇİLİK VE MUTLULUK

ÇOCUKLUK, MÜKEMMELLİYETÇİLİK VE MUTLULUK

Zaman zaman aşırıya giden, sınırları zorlayan ya da başkalarını zorlayan kişilerle karşılaşırız. Özellikle iş hayatında ayrıntılara çok dikkat eden, eksik kalmasın diye her şeyi sorgulayan, her şeyi kontrol eden kişiler. Bu kişiler eğer yöneticiyse, emri altında çalışan personeline göz açtırmaz. Çoğu da yetki devretmek istemediğinden dolayı daha fazla çaba harcar. Her ayrıntı o kadar önemlidir ki, ya eksik kalırsa? Yaşamı karmaşık hale getirir, insan ilişkilerini de o paralel de karmaşıklaştırır. Genel anlamda kimdir bu kişiler diye sorsak, karşımıza ‘Mükemmeliyetçi Kişilik’ çıkacaktır.

Yaşam bu kadar zor olmamalı. Evet yaşamı zorlaştıran yine kişinin kendisidir. İlişkiler de bu kadar zor olmamalı. Özellikle de çocuk yetiştirmek ve çocuğu geleceğe hazırlamak. Anne babalık rolünü, eksiksiz tam yapma çabasını, yaşam tarzı haline getiren ebeveynlere üzülüyorum. Tüm yaşamını, çocuk merkezli ve takıntılı şekilde eksiksiz yapma gayretindeki ebeveynlere özellikle de. Bize başvuran anne babaların telaşlarını, kaygılarını, heyecanlarını çok iyi anlıyorum; ama çoğu zamanda hiçbir işlevi olmayan kaygılarla gelenlere üzülüyorum.

Henüz anaokulu çağındaki çocuğu için, gereğinden fazla eğitimler, kurslar, etkinlikler planlamaları anlayamıyorum. Ben kırklı yaşlardayım ve benim jenerasyona sormak istiyorum. Bizim çocukluğumuz nasıldı? Sanırım tek bir kelime ortak cevap olacaktır. ÖZGÜRDÜK. Evet daha özgürdük. Şimdi robot çocuklar yetiştiriyoruz. Kurstan kursa koşan, özel ders, etüt merkezleri, çocuğun istemediği spor ve sanat faaliyetleri vs vs.

Biz kim için bu kadar ayrıntılı ve eksiksiz bir yaşam planlıyoruz? Çocuklarımız için değil mi? Peki çocuklarımız bundan ne kadar memnun? Hiçbir amacı ve rasyoneli olmayan sırf daha mükemmel bir çocuk olsun diye çocuğun tüm yaşamına bu kadar müdahalede bulunmak ne kadar doğru? Çocukların yaşamları çok sıkıcı ve stresli. Çocuk okulda, evde, kursta sıkılıyor. Yaşam kararlarını almasına fırsat tanınmıyor. Gün içinde uzun ve stresli eğitimden sonra akşamları, ebeveynlerinin kendilerine biçtikleri rolü uygulamaya devam ediyorlar.

Sorarım size, kaç çocuk kelebeğin kanat çırpışını özgürce izleyebiliyor? Çam ağacının gövdesindeki katranı kaç çocuk keşfediyor? Gökyüzünü gözlemleyip yıldızları, ayı, güneşi ve bulutları kaç çocuk doyasıya hissediyor? Okul dışında da sosyal bir hayatın olduğunu mahalle, apartman, akraba ilişkilerinin de varlığından kaç çocuk haberdar? Avmlerde gördüğü oyun alanlarının dışında özgürce oynayabildiği tozlu sahalarda kaç çocuk eğlenebiliyor? Akşamları, ders ve sınav konusu dışında kaç çocuk dilediğince ailesi ile sohbet edebiliyor? Anne babasının biçtiği rolün dışına çıkan kaç çocuk düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor? İfade eden kaç çocuğun görüşleri değer buluyor? Bu zor soruları o kadar çok arttırabilirim ki?

Evet gelecek yaşam belirsiz ve zor gibi görünüyor. Ama biz çocukken de bu yıllar, o yıllarda zor ve belirsiz görünüyordu. Belirsizlik kaygı oluşturur. Kaygı da kişiyi kısır bir döngüye sokar. Buna gerek var mı? Eğitim sistemi çocuklarımızı doğru yetiştiremiyor. Herkes bunun farkında. Eğitim sistemi tamamen sınav sistemine dönmüş durumda. Ortaokul öğrencileri, lise geçiş sınavıyla; lise öğrencileri üniversite sınavıyla uğraşıyor. Bu yüzden sistemin gereği olarak çocuklara daha çok ders ve daha çok sınav stresi yükleniyor. Sistemi eleştirmenin bir önemi yok ama sistemin gereğinin yanında çocuklara özgürlük tanımalıyız. Çünkü çocuklarımız bir daha o küçük ve ergen yaşları yaşayamayacaklar. Çünkü çocuklarımız geriye dönüp sizi suçlayacaklar. Çünkü çocuklarımız, yaşamdan, doğadan, insan ilişkilerinden habersiz büyüyorlar. Bu temassız yaşam ise yetişkinlik yıllarında daha az insan daha az ilişki daha az mutluluğa sebep olacak.

Bizler sosyal varlıklarız. Sosyallik bizlere psikolojik olarak iyi hissettiriyor. Çevrenizde ne kadar ruhsal çöküntü yaşayan varsa o kadar, o kişiler sosyal hayatlarını daraltmışlardır. Sosyallik bir yaşam tarzı ve çocukluktan başlıyor. Yaşam akıyor ve gereğini yerine getirmek zorundayız. Ancak yaşamı zor hale getiren yine bizler oluyoruz. Bizim özgür çocukluğumuz, şimdiki halimize büyük katkı yaptı. Unutmayın çocuklarımız bir yerlere mutlaka gelecekler. Ama ne kadar mutlu olabilecekler?

Mükemmeliyetçilik bir süre sonra kişide Tükenmişlik Sendromu yaşamasına sebep oluyor. Anne babalık bu kadar karmaşık ve zor değil. İki çocuk sahibi bir psikoterapist olarak söylüyorum. Çocuklarımıza sorumlulukları gereği yapmaları gerekenleri öğretelim, gösterelim ve rehberlik yapalım. Bırakın özgürlüğünün de tadını çıkarsınlar. Her şey ders ya da sınav değil. Sizinle özgürce konuşabilsinler. Onlara seçme ve fikrini söyleme şansı verelim. Unutmayın siz mükemmeliyetçi oldukça onlar sizi taklit edecektir.

Son sorum şu, yetişkinlik yaşamınızdan ne kadar mutlusunuz? Çocuklarınızın sizin gibi bir yaşamı olmasını ister misiniz ya da onların mutluluğunu nerelerde arıyorsunuz?

Mutluluk ulaşılabilen bir şey değildir. Mutluluk yaşamın içinde hissedilen her şeydedir. Çocuklarınıza mutluluğu yaşatın, mutluluğa hazırlamayın.

Hakan BABA

Yazar Hakan BABA

Hakan BABA, 1979 yılında Besni’de doğdu. Lisans eğitimini 1998-2002 yılları arasında İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde, yüksek lisansını ise Gaziantep Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamladı. Meslek hayatına 2002 yılında Mersin’de Okul Psikolojik Danışmanı olarak başladı. Türkiye’nin 5 farklı bölgesinde sırasıyla Mersin, Kocaeli-Gölcük, Van, Afyonkarahisar ve Gaziantep’te Psikolojik Danışman olarak görev yaptı. Farklı bölge ve şehirlerde görev yapmak, mesleki tecrübesini ve bilgi birikimini zenginleştirdi. Yurdumuzun sosyokültürel ve psikolojik yapısını yakından ve daha iyi tanımasına vesile oldu. Ayrıca Gaziantep Üniversitesinde Kısmi Zamanlı Öğretim Görevlisi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında (Kocaeli-Gölcük) Asteğmen rütbesiyle askeri cezaevi ve birliklerde Psikolojik Danışman olarak hizmette bulundu. Mesleki tecrübesini arttırmak için birçok eğitimden geçti. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimini alarak Psikoterapist, Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak Aile Danışmanı ünvanını aldı. Sahne konuşmacısı ve sunum yapma ile ilgili eğitimler de alarak uzun yıllardır Kamu Kurum ve Kuruluşlarına, Belediyelere, STK’lara, Özel Sektöre vb alanlara eğitim, sunum, söyleşi ve konferanslar vermektedir. Yerel, ulusal ve uluslararası eğitimler ve sunumlar yaparak birçok kesime ulaşmaya devam etmektedir. Halen köşe yazısı, şiir ve yazımı devam eden psikoloji içerikli tarihi bir romanı yazmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Hakan BABA, şu an Gaziantep’te Uzman Psikolojik Danışman ve Psikoterapist olarak mesleğini sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir şair yaşatır seni

Tellal / Kadir DAN