in

ÇOK BİLMİŞLER ÇETESİ

ÇOK BİLMİŞLER ÇETESİ


İyilik nedir?

Sözlük anlamıyla, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan yardım.
Peki, İyilik yaptığınızı düşündüğünüz kişiye aslında kötülük yapıyorsanız. Hiç bunu düşündünüz mü?

Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim.

Özgürlük gibi düşünün. İnsanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine, kendi
düşüncesine göre karar vermesi durumu. Ama nerede biter? Başkalarının Özgürlük alanına müdahale
ettiğin yerde özgürlük biter değil mi?

İşte tam burada kişisel sınırlar, bireysel tercihler ve saygı duyma giriyor devreye.
İyilik yapma konusunu, anne-çocuk ilişkilerine 3.şahıslardan gelen müdahaleler ile birlikte ele almak
istiyorum.

Kendi bildiğini doğru sanan konu, komşu, eş, dost, akrabalardan oluşan çok bilmişler çetesi.
Onlar her şeyi çok doğru bilir, muhteşem çocuklar yetiştirmişlerdir çünkü kendi dünyalarında.
-Ayağına çorap giydir üşür, Hayır, benim çocuğum çorap giymekten hoşlanmıyor.
-O sütü azıcık ısıtsan mı? Hayır, benim çocuğum sütü soğuk içmeyi seviyor.
-Çok öğrettin bu çocuk okula başlayınca sıkılacak. Aman ne çok etkinlik.

Hayır, sıkılmıyor, biz birlikte bir şeyler yapmaktan çok mutluyuz. Siz de bir deneyin bence.
-Ağlatma çocuğu annesi ya, gel çocuğum ne istiyorsun ben alacağım sana. Ben bilmiyorum tabi almayı
ve sırf ağlamasından zevk aldığım için almıyorum. Yoksa sınırları ve kuralları öğretiyor olamam canım.

Çocuk ağlamalıdır, ağlaması bastırılmamalıdır. Ağlamasın diye yapılan müdahaleler ileriki yaşantısında
çok büyük zorluklar ile karşı karşıya bırakır. Her istediğinin ağladığında olacağını çocuğa öğretirseniz
bir süre sonra her şeyi ağlayarak istemeye başlar diyor koca koca psikologlar, yazarlar, çocuk
gelişimciler…

Küçük yaşlarda, evdeyken bu bir sorun değildir belki ancak ileri ki dönemde sosyalleşmeye
başladığında ağladığı için kimse ona bir şey vermez, sorununu çözmez. Bunu çok sonra öğrenmek
daha zorlayıcıdır.

Anne-babanın hayır dediği yerde o Hayır ‘ı sorgulamak kimin ne haddine. Ama hadsizlik çağın hastalığı
bence.

Çocuğa, öncesinde anne-babasına sormadan, birinin iyilik olsun diye çikolata uzatmasını bile yanlış
bulanlardanım. Ne kadar basit değil mi? Ne çok karşılaşırız? Kim öğretti bilmiyorum, hangi kolektif
bilinçaltının eseri bu. Çocuğu mutlu etmek için şeker, çikolata vermek. Belki o çocuk şeker hastası,
nerden bilebiliriz?

Senin iyilik olsun diye düşüncesizce davranışın, o çocuğun çikolatayı yeme hevesi, anne-babanın hayır
cevabı içeren müdahalesiyle büyük bir kaosa dönüşebilir oysa.

İyilik olsun diye yapılan düşüncesizce davranışlardan koleksiyonum var benim hepsini sıralamak
mümkün değil. Eminim bu toplumsal zorbalığa her birimiz her gün farklı şekillerde maruz kalıyoruz.

Özellikle bu durum anne olduktan sonra çok fazla rahatsız etmeye başladı beni. Anne-baba ve
çocuktan oluşan toplumun en küçük yapı taşı olan aile özeldir.

Senin çocuğunla kurduğun ilişkide sorunları o yöntemle çözdüğünü sanman ve bunu dayatman, başka
bir ebeveyn çocuk ilişkisine zorbalık yapmak değil mi? Anne-baba-çocuk ilişkisine zarar vermez mi?

Toplum olarak özellikle de anneye “iyilik olsun, yardım olsun ” diye yapılan nice müdahale
zorbalıktan başka bir şey değil.

Hele de çocuğun anne ile ilişkisinde, çocuğun gözünde anneyi, kötü, yetersiz gösterecek davranışların
hepsi rahatsızlık verici değil mi sizce de?

Tecrübe elbette kıymetlidir ama ben sana fikrini sorarsam. Sormadan söyleme.

Suistimal edilmeye çok açık olan konu, anne-bebek, anne-çocuk ilişkilerine yapılan iyi niyetli
görünümlü kötü yorumlar ve tavsiyeler bence.

Bir de evli ama çocuğu olmayanlara paaat diye sorulan eeee çocuk yok mu? Olmuyor mu? Soruları var
o bence ayrı bir konu başlığı.

Bu çeteye karşı ne yapabiliriz bilmiyorum. Çoklar ve her yerdeler çünkü.

En kötüsü de iyilik olsun diye hadsiz davranışlarına devam eden kişinin yaptığının farkında olmaması.
Uyarına karşılık yapıştırır “İyilik de yaramıyor” cevabını.
Eğitim o sebepten ne mühim şey değil mi?

Saygının, kişisel sınırların, haddini bilmenin hassasiyetini biz çocuklarımıza öğretelim ve yok olsun bu
çok bilmişler çetesi dileğindeyim.

Hayatın her alanında olan bu çok bilmişler çetesi, aileleri kendi özelinde, kendi yöntemleri ile rahat
bırakın lütfen.

Bedensel, psikolojik herhangi bir şiddete şahit olmuyorsanız lütfen sükût edin.
Bu tarz travmatik olaylara elbette sessiz kalmak mümkün değildir.

Ama bu ayrımların, sınırların iyi farkında olmamız gerekmiyor mu?
Toplum olarak susması gerektiği yerde konuşan, konuşması gereken yerde de susan insanlar mı
olduk? Niye öyle olduk?
Hadi bunu bir düşünelim.

Nerede kaybettik biz sınırları, saygıyı. Sosyal medya mı, teknoloji mi nedir kötü etkileyen. Bizi her
konu hakkında yorum yapmaya iten. Tek bir günah keçisi bulmak zor, çok fazla parametre var tabi ki.
Son kavram Saygı, başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu, inceliği.
Sınırları aşmayın, çiçeklere basmayın.

Duygu POLAT

Yazar Duygu POLAT

4 Eylül 1988 yılında Edirne'de doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Lüleburgaz'da tamamlamıştır. Balıkesir Üniversitesi Pazarlama / Anadolu Üniversitesi işletme bölümlerinden mezun olmuştur.5 yıl Mali Müşavirlik ofisinde çalışmıştır
2015 yılında evlenmiş, 2016 yılında Zeynep Zühra isimli kızı dünyaya gelmiştir. Kızının dünyaya gelişinin ardından Multiple Skleroz (MS) hastalığı ile tanışmıştır. Hayatına giren bu pekte sevimli olmayan ve hayatını
derinden etkileyen bu arkadaş ile iyi geçinmeye çabalarken, hayatını kızı ve ailesi ile birlikte her günü dolu dolu, mutlu ve stressiz bir şekilde yaşamaya çalışmaktadır.@etkinlikana_ isimli
Instagram sayfasında çocuk oyunları içerikleri üretip, kızı ile birlikte okuduğu, keşfettiği kitapları
kitapseverler ile paylaşmaktadır. Annelik yolculuğunda çocuk kitapları ile tekrar yolu kesişmiş, Kızının kitap
okumaya olan ilgisi içinde bir yazma hissi uyandırmıştır.
- Birlikte Yayınlar Kitabevi / Masallar Ülkesi-1 / Balerin Leylek Masalı
- Sıfır Yayınları / Büyüyünce Hatırla / Pembe Dağlar
- Hemera Yayınları / Masal Diyarı / Mızıkçı Sıpa
Projelerinde, öykü ve masalları ile yer almıştır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 Yorum

  1. Oyle cok ki bu çetelerden ve virus gibi her yerdeler 🙄Okurken her anne babanın kendinden bir şeyler bulabileceği ve hatta şu şahıstan bahsediyor diyebilecegi bir yazı olmuş. 👏👏 kaleminiz cok kuvvetli uzun soluklu sizi buralarda görmek isteriz. 🙏

HELİKOPTER EBEVEYNLİK

ALFA KUŞAĞINDA ÇOCUK YETİŞTİRMEK