in

HAYDİ ÇOCUKLAR DERS VERME SIRASI SİZDE

HAYDİ ÇOCUKLAR DERS VERME SIRASI SİZDE

Nasılsınız, iyisinizdir umarım… 

Şimdi ders alma sırası bizde… Unuttuğumuz konuları çocuklarımızdan öğrenmeye var mısınız?

Malûmunuz biz büyükler ders vermeyi ya da nasihat etmeyi çok severiz. O kadar çok seviyoruz ki bazen kendimizi doğruluk makamı olarak görebiliyoruz. Elbet haklı gerekçelerimiz vardır. Çok acılı deneyimlerimiz, baharatı fazla kaçmış sosyal ilişkilerimiz, karşı taraftan empati yapmasını neredeyse dilendiğimiz haller illaki olmuştur. Lakin ağzımızı yakan belki de yakması gereken asıl mesele ise şudur. 

O kadar birikime, tecrübeye rağmen çocukluğumuzu, hatalarımızı unutup nasihatlık duruma geliyor olmamız olsa gerek.

Çünkü zaman geçtikçe insani ve ahlâkî değerlerden, hayallerimizden belki de sevgi, mutluluk, karşılık beklemeksizin yardım etmek, direkt yargılamamak gibi kavramlardan, bize nefes olan bu hayat alanından uzaklaşıyoruz ya da bir vesileyle uzaklaştırılıyoruz, büyüklerimiz, çevremiz ya da farklı sebepler tarafından. Hayat diyoruz ama hayat bize güzelliklerden uzaklaşma talimatı vermiyor. Bizi tehdit etmiyor. Aksine bizler bu olumsuzlukları kendi kişiliğimiz, davranışlarımız haline getiriyoruz. Kendimiz karar veriyoruz. Halbuki bunun tam tersi de elimizde değil mi…

Bakın çocuklara, benim deyimimle genç kankilerime…

Hepsi her şeye rağmen ne kadar mutlu ne kadar gerçek ne kadar doğru ne kadar ön yargısız hatta ne kadar çocuksu… 

Çocuksu diyorum çünkü; yalan, gösteriş, hakir görmek nedir bilmiyorlar. Hatta ilgilenmiyorlar. Sevgi, arkadaşlık onlar için hayatın doğal bir tadı. Bizler için ise bin bir hayat telaşesi içinde kaybolmaya yüz tutmuş konular arasında maalesef.

Sokakta, parkta oyun oynayan, evcilik oynayan çocuklara iyi bakın, iyi gözlemleyin. Onlardan her konuda o doğallık içinde o kadar çok alacağımız dersler var ki. Mesela evcilik dedik değil mi? Evcilik esnasında gayet nezaket sahibiler, kibarlık abidesi oluyorlar. Hiç eşine bağıran bir rol, çocuklarına kızan onlarla ilgilenmeyen bir davranış görüyor musunuz? Göremezsiniz. Çünkü o saf ve temiz duygular onlar için en gerçek dünyadır. Ki çocuklar o yapaylıktan uzak bir pencereyle bakarlar bu dünyaya.

Nerede şiddetperver, aşırı yaramaz “isim, özellik takmaya karşıyım” bir çocuk görseniz, muhtemelen büyüklerinden etkilenmiştir ki bu olgular çoğaltılabilir. Böyle haşarı bir çocuk ile samimi ve içten oyun oynadığınızda belli bir safhadan sonra şiddet rafa kalkar, yerini ise içinde kin, öfke bulunmayan duygular alır.

Hayat aslında çok karmaşık bir yer değil. Bazen düşeriz bazen küseriz bazen umutsuzluğa kapılıp ağlarız. Ama her şeye rağmen oyun oynamaya, gülmeye, karşılıksızlığa kaldığımız yerden, çamurun için de dahi olsak bu kısacık dünyada yerimizden kalkar mutlu ve umutlu bir şekilde devam ederiz. 

Her anımız tebessüm içinde olsun. İçimizdeki çocuk her daim mutlu olsun…

Vesselam…

Salih Ekrem KARA

Yazar Salih Ekrem KARA

Salih Kara. İstanbul doğumlu olup, 34 yaşındadır. Eskişehir Anadolu Üniversitesi işletme ve ilahiyat mezunudur. İstanbul Üniversitesi / Çocuk Gelişimi ve eğitimi bölümüne lisans öğrencisi olarak devam etmektedir. . Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapmaktadır. Çocuk gelişimi, değerler eğitimi, özgüven ve hata, geleceğe yönelik meslek hayalleri üzerine gençler ve çocuklarla online/yüz yüze muhabbetler gerçekleştirip şehir içi, şehir dışı ziyaretler yapmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BABALAR GÜNÜ VE EVLATLAR

MİSAFİR