in

HELİKOPTER EBEVEYNLİK









HELİKOPTER EBEVEYNLİK


Çağımızın en büyük doğru bilinen yanlışlarının bir çatıda toplanmış hali.  Herkes kendi çocuğunun yetiştirme yolunun doğru olduğunu düşünüyor .  Sizce de bu işte bir terslik olabilir mi? 

Öncelikle gelin hep birlikte küçük bir analiz yapalım…

Her anne – baba çocuğunun mutlu olmasını ister ve onun hayatını kolaylaştırmak adına tabir-i  caizse biz yaşamadık biz görmedik evlatlarımız görüp yaşasın diye kalıplaşmış bir cümleyi önümüze devirir.

Mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek niyetiyle yola çıkılan bu döngüde yol doğru gibi görünsede çoğu zaman faydadan çok zarara yol açabilir.

Bir çocuğun gözünden  bakalım bugün pencereden. Sürekli size sorulan sorulara cevap veren hayatın her alanında sizi kısıtlayan sizin adınıza karar veren birini düşünün…

Bu durum ne kadar sıkıcı öyle değil mi?

Misafirliğe gittiniz çay mı kahve mi sorusuna aslında kahve sevmenize rağmen çay denmesi maviyi çok sevmenize rağmen pembe tişört alınması bir soru yöneldiğinde A bile demeden cevabının soluksuz  gelmesi……

Dr. Maria Montessori ‘nin bir cümlesi vardı hatırıma gelen

‘’ TEK BAŞIMA YAPABİLMEM İÇİN BANA YARDIM ET  ‘’

Bizler yardım et kelimesinin anlamını mı bilmiyoruz yoksa kelimenin anlamına göre mi davranış sergilemiyoruz?

Yardım etmenin destek vermek değil de  hayata müdahale etmek olduğuna algı yaratan bir bakış açısı ile karşı karşıyayız.

Bizim yanlışlarımız çocuklarımızı etkiler onlar üzerinde silinmez damgalar bırakır

Sonra ne oluyor dersiniz?

Oğlum – Kızım çok içine kapanık ,  bir şeyi de kendin yap , bunu yapacakta ben göreceğim ve daha sayısız yazabilecek olduğum sayfalarca cümleler.

Özgüveni olmayan çocukların birer yetişkin olduğunda fiilen ve psikolojik açıdan hayatla mücadelesini  düşünebiliyor musunuz?

Çocukken her türlü eylemde öncülük eden bir ebeveyn kesim ve sonucunda kendi düşüncelerini bile özgürce ifade edemeyen bağımlı bir nesil.

Belki de korkunç olabilecek bir durum ki bastırılmış duygu ve düşüncelerin sonucunda asi , saldırgan bir  birey.

Masum gibi görülen çikolata etkisi yaratacak kısa süreli mutluluk varsayımı…

Konuya bir başka pencereden de bakalım . Şimdi kilitli bir kapı düşünelim ve sizlere içerisinde 5(beş) adet  anahtar bulunan bir anahtarlık teslim ediyorum . Bana bu kilitli kapıyı açmam konusunda yardım talebinde bulunuyorum. Bu durum da ne yapardınız ?  Durun ben söyleyeyim…

DENEMEK ! DENEMEK ! DENEMEK !

Denemeden bana o kapıyı açmanız pek mümkün gözükmüyor değerli anne – babalar . Kapının kilidini açmak adına anahtarlıkta bulunan 5(beş) anahtarında hepsini o deliğe sokacak ve 1(bir) tanesi ile o kapıyı açacaksınız.

İşte çocuklarda hayatı boyunca sürekli deneyecekler. Sonuçlarının olumlu ya da olumsuz olması onlara bir şey kaybettirmek ya da kazandırmaktan  ziyade aslında onları hayata karşı daha mücadeleci kılacak. Çünkü büyüdüklerinde kimse altın tepside bir şey sunmayacak önlerine kimse onlar düştüğünde öpüp dizlerini kaldırmayacak yerden. Çocuklara dur – yapma – etme demek nefes alma demek gibi birşeydir. Hele birde üzerine pamuklara sarmalamak…

Yetişkinlere yapmadığımızı çocuklarımıza da yapmayalım.   

Unutmayalım ki bugünün çocukları yarının yetişkinleridir.

Çocukları tamamen kendi haline bırakın demek değildir bu. Olması gereken ölçüde onun bir çocuk olduğunun ve zamanında bizlerinde bir çocukluk evresi geçirdiğini  göz önünde bulundurup o şekilde yaklaşmaktır. İnanın bana kendisinin yaparak başardığı şeyleri gördüğünüzde sizlerde büyük bir mutluluk ve rahatlık yaşayacaksınız.

Gerçekte kendisine hizmet edilen kişi bağımsızlığında sınırlıdır. Bu kavram geleceğin insanının onurunun temeli olacaktır. Hizmet edilmeyi istemiyorum çünkü ben güçsüz değilim. (M.M)

Bu cümle umarım siz sevgili anne – babalara çocuğunuza her bir müdahalede aklınıza gelir. Çünkü hiçbir canlı güçsüz değildir sadece farkına varmıyordur . Bu farkındalığını yaşatmayı ihmal etmeyiniz

Doyasıya kahkahalı pamuk şekeri gibi zamanların sizlerle olmasını temenni eder çocukların çocuklarımızın kendi dünyasında oluşabilecek her türlü davranış ve durumda birer kahraman olduğunu unutmadan hareket etmenizin altını çizerek farkına varmanızı dilerim.



Şüra AKGÜNEŞ

Yazar Şüra AKGÜNEŞ

12.01.1993 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. İlkokul, Lise, Üniversite hayatını İstanbul'da tamamlamıştır. Nişantaşı Üniversitesi Dış Ticaret bölümünü okurken, aynı zamanda bir firmada ön muhasebe üzerine çalışmaya başlamıştır. Kpss denemesinden sonra, istediği yer olmadığı için kısa bir dönem ara vermiştir. Ardından Anadolu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık bölümüne başlamıştır. Sonrasın da Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünü okumuştur. Ardından Özel Eğitim Uzman Eğitici ve Aile Danışmanlığı yetkisi almış, branş eğitimlerimi tamamlamıştır. Okumayı ,araştırmayı aynı zamanda öğrenmeyi ve bilgiyi seven bir yapıda olduğu için birçok konferans sempozyum seminerlere katılmıştır. Çocuk Edebiyatı , Çocuk Felsefesi ( p4c) eğitimlerini bitirdikten sonra Çocuk Kitabı Yazarlığı eğitimini tamamlamıştır. Aynı zamanda Vantrolog olarak her çocuğun yanağında çukurluk oluşturmayı başarmıştır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

4 Yorum

  1. Bence bunun dengesini ayarlayamiyoruz biz etrafımız ozguveni kırılmasın diye tüm dizginlerin eline bırakıldığı çocuklarla dolu bu konuda da sizden güzel bir yazı gelir diye düşünüyorum 🤭👏🙏 kaleminize sağlık bu arada 👏

Çağımızın Hastalığı: Languishing

ÇOK BİLMİŞLER ÇETESİ