in

Karanlıktan Cennet’e Uçanlar…

Karanlıktan Cennet’e Uçanlar…

Bir değerli madene ulaşmaktı niyetleri. Başka insanlar ısınsın diye, fabrikalar üretim yapsın diye, bir başkası evinde elektrik kullanabilsin diye… Dünya var olduğunda oluşmaya başlayan bu muhteşem madeni çıkartıp insanların hizmetine sunabilmek için…

Fakat hepsinin tüm bunlardan önce daha önemli bir sebebi vardı. Gelecek güzel günler için kazanç sağlamak.  Çocukları daha iyi okullarda okusun istiyorlardı. Anne, babası bu kışı da rahat geçirsin. Evlenecekti birisi nişanlısı ile güzel bir düğün hayali vardı.  O karanlık içinden aydınlığa açılan hayalleri vardı. Omuz omuza çalışan yürekleri ve benzemez hayalleri ile indiler her gün madene.

Ciğerlerini yavaş yavaş bitiren tozlu havayı hiç önemsemeden hem de. Bu karanlık dünya onların aydınlığa çıkan tek yoluydu belki de. Zenginlik hayali kurmuyordu hiçbiri. Daha insanca yaşamak, daha iyi şartlarda var olabilmek davası ile her gün, her gece indiler yerin yüzlerce metre altına.

Her vardiya öncesi çıkarken evlerinden bir daha dönemeyiz belki diye sarıldılar ailelerine. Mesaj attılar sevdiklerine son mesajları olduğunu bilmeden. Birlikte bindiler asansöre, bir ekmeği birlikte bölüp yediler. Baretlerinin üzerindeki kafa lambaları ile aydınlattıkları yola yürüdüler.  Birlikte kazdılar madeni. Biri sendelese diğeri tuttu. Biri yorulursa diğer çalıştı.

Yukarda bir aile, aşağıda bambaşka bir varoluşun mücadelesi vardı. Aç kalmak değildi korkutan onları, yaşalardı elbet bir şekilde. Kavgaları daha iyi bir gelecek içindi. Daha aydınlık bir geleceğe karanlığın içinden çıkabileceklerine inanıyorlardı.

Karanlığı aydınlatacak kontrolsüz bir alev parçası, beklenmedik bir oksijen sızıntısı her şeyi bitirebilirdi. Öyle de oldu. Bartın bu acının son adresi oldu.  Her zamanki gibi güle oynaya başlayan bir çalışma bir patlama ile son buldu.

Hiçbiri ihanet etmedi bir diğerine. Sağlam olarak çıkanlar bırakıp gitmedi arkadaşlarını. Vardiyası bitip evine dönenler ise hemen geri geldiler kurtarmak için. Hiç kimse “iyi ki benim vardiyama denk gelmedi,” demedi. Dışarıda bulunanlar arkadaşlarını kurtarmak için atladılar tekrar madene.

Ülkece bize bir ders verdiler. Uzun zamandır unuttuğumuz insanlığımızı, çıkarsız arkadaşlığımızı hatırlattılar. Nasılda dünya çıkarları için insanların üzerine basıp geçtiğimizi hatırlattılar belki de. Yapmacık tavırlarımızla arkadaşlarımızın nasıl altını oyduğumuzu.

Onlar en zor günde dönüp omuz verdiler birlikte ekmek böldükleri insanlara. Yeraltındaki bu dostluğu her birimize ders niteliğinde anlattılar.

41 can şehit olurken görevleri başında, milyonlarca yüreğe çok önemli bir ders verdiler.

“Düştüğünde seni senden olan kurtarır.”

Karanlığın 41 şehidinin bize verdiği bu önemli dersi aklımıza kazımalı.

Hiçbir para, hiçbir mevki bizimle aynı yolda yürüyen, aynı zorluklara katlanan insanlardan daha değerli değildir. Hiçbir menfaat için bir başkasının üzerine basarak kalıcı yükselişler elde edilemez. Ancak ve ancak el ele, omuz omuza aşılır yüksek dağlar. Bir gün ihtiyacın olduğunda, alevlerin ortasından gene ancak yol arkadaşının eli uzanır sana.

Karanlıklar içinden aydınlık Cennet’e uçan şehitlerimize rahmet, kalanlarına sabır ve selamet ile….

Yusuf Alper EVCİL

Yazar Yusuf Alper EVCİL

Yusuf Alper EVCİL , 06.05.1989 doğumludur. İlköğrenimini Ankara Yunus Emre İlkokulunda lise öğrenimini ise Bahçelievler Deneme Lisesi’nde tamamlamıştır. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nden mezundur.İkinci üniversite olarak Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim fakültesinde Maliye bölümüne devam etmektedir.Özel bir kuruluşta Muhasebe Uzmanı olarak görev yapmaktadır.Farazimuhabbet isimli instagram sayfasında şiir seslendirmeleri ve metin okumaları yapmaktadır.Evli ve Mustafa Asaf ile Selim Taha’nın babasıdır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20’lerin PEMBESİ 30’ların GERÇEĞİ

Sinağrit Baba