in

SANAT NE İÇİNDİR

SANAT NE İÇİNDİR

Eğer herhangi bir sanat dalına ilgi duymasaydım, karanlıkta kalır, kendimi boşlukta hissederdim. Büyüyemez, yeşeremez olgunlaşamazdım. Haz duygusundan uzak, faydasız, bir insan siluetinden başka bir şeye benzemezdim. Demek istediğim bir sanatı icra etmekten ziyade onunla bir bağ kurmak, ortaya çıkardığı hazzı ve coşkuyu içimde yaşamaktır. Onu hissetmek, estetik zevkini tatmaktır.

Gel gelelim bendeki sanat anlayışına… Sanata olan bakış açıma. Bu elbette ki kişisel bir görüştür. Sanat ürününün bende bıraktığı izdüşümlerin bir yansımasıdır.

Öncelik olarak söylemek isterim ki sanat insanın düşüncesini, ruhunu güzelleştirir. Dinlendirir. Dahası kişiyi özgür kılar. Düşsel evreninde birçok kapı açarak onu gizemli yolculuklara çıkarır, faklı alemlerde gezdirir. Yeni dünyalar ile tanıştırır. Hayal gücünü zenginleştirir.

Her bir sanat eseri insanın kalbine dokunarak hayatın gerçeklerine, acılarına, sevinçlerine, dipte köşede kalmış ve belki de unutulmuş değerlere dikkat çekerek farkındalık oluşturur. Görmezden geldiği veyahut önemsemediği şeylerin kıymetini hatırlatır. Bireyde bilinçli bir duyarlılık oluşturur. Ve kimi zaman iyi ile kötü arasındaki bağı irdeletir. Doğru ve yanlışı sorgulatır. Kişiyi “iyi ve güzel” olana sevk eder.

Bir müzik, bir film, edebi bir eser hayal alemindeki bir düşü gerçeğe çevirmek için tetikleyici bir unsur olur. Bir kıvılcım çakar. Cesaret vererek kişiyi yüreklendirir ve böylece hedefine ulaşmada bir adım atmasına olanak sağlar.

İnsan hayal kırıklığına uğradığı, başarısız olduğu ve hatta yalnız hissettiği zaman, o an dinlediği bir müzik, okuduğu bir şiir ya da izlediği bir film, bir dost gibi elinden tutarak ayağa kaldırır. Ona güç verir. Hüzün bulutunu dağıtarak ılımlı bir ortam oluşturur. Ve böylece kişinin hayatında yeni bir hikayenin başlamasını sağlar. Ünlü yazar Franz Kafka “insanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?” der. Bu söz bize edebi bir eser olarak kitabın, bir sanat ürününün insanı harekete geçirmede ve hedefine ulaştırmada ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Kafka’nın sözünden de hareketle bir sanat eserinin insanı sarsarak tabiri caizse uykusundan uyandırarak ne denli harekete geçirebileceğini anlıyoruz.

Yeni yerler görmek, tarihi yerleri ziyaret etmek özellikle gotik mimarinin ürünü olan bir yapıyı görmek bende heyecan uyandırarak bulunduğum masalsı yerin büyüsüne kapılmamı sağlar. O eserin yapıldığı ve içinde yaşanıldığı döneme götürür. İlham kaynağı olur. Böylece yeni bir hikayenin yazım sürecinin başlamasına etki eder. Bir kümbet, kervansaran, sarnıç, eski dönemlerden kalma dini yapılar insanın maneviyatına etki eder.

Öte yandan sanat eserleri birbirlerini üretirler. Bir sanat eseri diğerinin oluşmasına katkı sağlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi. Örneğin bir ressam ya da şair, dinlediği bir müzikten etkilenerek kendi alanında bir eser inşa eder. Müzikten aldığı ilhamla beslediği düşüncelerini aktarır ruhuyla bütünleşen eserine. Sonra o eser yenilerinin ortaya çıkmasını sağlar ve böylece döngü devam eder.

Sürekli akan ve yenilenen zamanla birlikte insanın üslubu da değişir. Bu da sanat eserine yansır. Bir sanat eseri geçmişe ışık tutar. Geleceği aydınlatır. Kültürün mirasçısıdır da. Geleneği nesilden nesle aktarır. Bağlayıcı ve birleştirici özelliği ile toplumları bir arada tutar.

Sanat eseri yeniliğe açıktır. Farklı düşüncelerin ürünü olarak sürekli gelişip dönüşür. Kendisiyle birlikte bireyi de geliştirerek aydınlık geleceğin temellerini atar.

Ve son olarak demek istediğim her fikir bir sanat eserinin doğuşunu başlatır. Estetik ve yetkinlik anlamında kötü olsa bile bu bir insan ürünüdür. Ve insan var olma ve hatırlanma içgüdüsünün etkisiyle sanat eserleri üretmeye devam eder.

Gökhan KARAGÖZ

Yazar Gökhan KARAGÖZ

Haziran 1993 yılında Ardahan’da dünyaya geldi. 2016 yılında Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Yayımlanmış Kayıp Miğfer adlı gotik öykülerden oluşan bir kitabı var. Söylenti dergide içerik üreticisi olarak yazarlık yapmaktadır. Ayrıca Tetkik ile Mahal adlı e-dergilerde yayımlanmış öykü ve inceleme yazıları bulunmaktadır. Medium adlı platformda ve Okur Kısası adlı bloglarında kitaplar ve filmler üzerine inceleme ve eleştiri yazıları yazmaktadır. Bunlar dışında belgesel ve dizi senaryoları üzerinde çalışıyor.
Yazmaya ilk olarak hevesle on iki yaşında başlamıştır. Kurşun kalemle defterlere Güneş ve Ay, Kayıp Hazine adlı kısa romanlar yazmıştır. Lise yıllarında da şiirler kaleme aldı. Fakat bunların hiç birini herhangi bir yerde yayımlamadı. Yazmak kendisinde bir tutkuya dönüşünce yazdıklarını okurla buluşturma isteği doğdu. Düşsel evreninde ki yolculuk sırasında yeni dünyalar kurmayı, yürüyüş yapmayı, dağ tırmanışını ve yeni yerler görmeyi seviyor. Edebiyat alanında özellikle fantastik ve gotik türlerine ilgi duymaktadır. Dünya edebiyatındaEdgar Allan Poe, H.P. Lovecraft ve Tolkien’den etkilendiğini belirtiyor. Türk edebiyatında iseAhmet Haşim, Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali gibi yazarları okumaktan keyif aldığını belirtiyor. Edebiyat sayesinde dünyanın çok daha iyi bir yer haline geleceğine inanıyor.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İNSAN

GERÇEK İLE HAKİKAT