in

ŞİMDİYE GEÇ KALMA

ŞİMDİYE GEÇ KALMA

Mindfulness ;

         Aslında hepimizin bildiği fakat yaşamsal faaliyetlerimizin, sorumluluklarımızın arkasında kalan gizli bir farkındalık. Genel manası ile anda kalmak, bulunduğu zamanın bilincinde olmak.

          Birçok şeyi kazanmak uğruna belki de en önemlisini kaybediyoruz: “ KENDİMİZİ “

          Fiziki sağlığın yanı sıra birçok bedensel fonksiyon ruh halimizden geçmiyor mu ? Bunu küçük bir örnekle taçlandıralım o halde. Mesela “Stres”.

          İnsan stres anında beyinde bulunan hipotalamus ile böbrek üstü bezlerini uyararak kortizol hormonu salgılar.  Kana karışan bu sentez;  mide ağrısı, uyuşukluk, ensede terleme, ellerde titreme gibi daha birçok durumu da beraberinde getirir. Dünü bitirip bugüne başlarken, neden yarını düşünürüz ki ? Oysa bir saniye sonra yaşayacağımızın bile garantisi yokken. Nedir bu yarına hazırlık?  Sürekli ertelenen bir duygu boşluğu oluşmuyor mu sizlerde de?

          Artık insanlar eskisi kadar gülümsemiyor mesela ya da sabah erken saatlerde kalkmak bile zor geliyor. Çünkü sadece ortak bir pay halinde. Yarına telaş biriktirme ve yaşaması gereken birçok şeyi erteleme yönünde. Markete gittiğinizde reyon görevlisine;  “kolay gelsin” dediğinizde alacağınız cevap muhtemelen aynıdır, “ teşekkür ederim nasıl yardımcı olabilirim”.  Çünkü düşüncesini ve zihnini işine endekslemiş. Birçok kopukluk yaşıyor insanların çoğu gün içerisinde. Hayatta var olurken,  kopuk olan halatın ucu kimde ?

          Unutmadan bir de keşke kelimesi vardı. Hani bu her cümlenin başında olupta sonu pişmanlık ile biten ab–ı hayatı. Ab-ı hayat diyorum; çünkü ne zaman genç ya da yaşlı olmaksızın  bir sohbete denk gelsem  duyduğum iki kelimeden biri “keşke”.  Yaşanması gerekenler zaten yaşanıyor istesekte istemesekte buna karşı bir güç oluşturamayız.

          Kader yargısına inanırım fakat kaderin de kader oluşunu insanın yaptığı birçok tercihlerin sonucunda yaşadığını da göz ardı edemem. İnsanoğlu bir seyahate çıktığında sol tarafta oturan kişinin, sağ tarafı görmeden yoluna devam etmesi gibi hayatta yaşıyor. Bir de buna hemen bir karşılık veriyor “rutin” diyerek. Doğrusunu söylemek gerekirse bizler kolay olan ne varsa zorlaştırıyoruz.

Herkesi dinlerken acaba ne zaman kendi sesimize kulak vereceğiz?

En son severek yaptığın şey nedir, diye sorsam ?

Dur tahmin edeyim?

Düşünüyorsun…

Eğer gerçek anlamda tahminim doğruysa:

Hemen bir çay ya da kahve eşliğinde bir sessiz alan bulup, kendine kendinle kalabileceğin güvenli bir alan yaratabilir misin?

Yavaşça gözlerini kapatıp, derin bir nefes alarak başlamak sana şuanda bulunduğun zamanı hatırlatmaya yardımcı olacak. Dakikalar öncesi halinden daha iyi hissettiğini söyleyebilirim. Şimdi sorumuza tekrar geri dönmeye ne dersin?

En son severek yaptığın şey, şeyler nedir?  Seni mutlu eden ve yapmaktan mutlu olduğun şey?

Her ne kadar geleceğe odaklı yatırım yapsan da emin ol bana vakti gelir, ama o anki tadı vermez. Bırakın her anı doyasıya, anın getirdiği gibi yaşayın.

O an ağlamak mı istediniz?

Ağlayın.

Gülmek mi içinizden geldi?

Gülün.

Yoruldunuz mu?

Dinlenin.

Bu şu demek değil; “Aman boş ver” aksine, akışına bırakın.

“Su akar yatağını bulur, olacak olanlar olur, dün gider bugün gelir,  bugün yarına karışır”, zaman kuş gibi uçup gider…

           Yaşamak; sadece nefes almaktan ibaret değil. Ona anlam yükleyin. Her günü, her bir anı doyasıya yaşayın. Şimdiki zamanlarınız olsun. İçinde olduğunuz, olmaktan keyif aldığınız anlar biriktirin. İçinizdeki küçük çocuğa büyük büyük kıyafetler giydirmeyin. Büyüklerimizin nesnel anlamda kullandığı birçok tabiri ruhunuza geçirmeyin…

Bulunduğunuz her anın size güzellikler getirmesi dileğiyle

Sevgi ve sağlıcakla kalın…


Şüra AKGÜNEŞ

Yazar Şüra AKGÜNEŞ

12.01.1993 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. İlkokul, Lise, Üniversite hayatını İstanbul'da tamamlamıştır. Nişantaşı Üniversitesi Dış Ticaret bölümünü okurken, aynı zamanda bir firmada ön muhasebe üzerine çalışmaya başlamıştır. Kpss denemesinden sonra, istediği yer olmadığı için kısa bir dönem ara vermiştir. Ardından Anadolu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık bölümüne başlamıştır. Sonrasın da Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünü okumuştur. Ardından Özel Eğitim Uzman Eğitici ve Aile Danışmanlığı yetkisi almış, branş eğitimlerimi tamamlamıştır. Okumayı ,araştırmayı aynı zamanda öğrenmeyi ve bilgiyi seven bir yapıda olduğu için birçok konferans sempozyum seminerlere katılmıştır. Çocuk Edebiyatı , Çocuk Felsefesi ( p4c) eğitimlerini bitirdikten sonra Çocuk Kitabı Yazarlığı eğitimini tamamlamıştır. Aynı zamanda Vantrolog olarak her çocuğun yanağında çukurluk oluşturmayı başarmıştır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Doksanlarda Çocuk Olmak; En Sevilen Çizgi Filmler

Aşkın Ömrü Var Mı