in

YIL SONU GÖSTERİSİ









YIL SONU GÖSTERİSİ


Yıl sonu gösterisi, bahar gösterisi, okul müsameresi… Adı ne olursa olsun bu gösteriler yapılmamalıdır.

Neden mi?

İşte Cevabı:

Haftada bir kez gelen branş derslerinde sırf o güne özgü sürekli tekrar eden provalar nedeniyle yorgun düşen, yapamadığı için zorlanan, sahneye çıkmak istemediği için baskıya maruz kalan, bu zamana kadar kötü olarak adlandırılan (cadı, avcı vs gibi) karakterlerin rolüne girip değersiz hissettirilen,  psikomotor becerisi veya gelişimsel düzeyi yeterli olmadığı için yapamadığı hareketlerin yetersizlik duygusu yarattığı, rolünün yapabilenin iyi örnek olarak gösterildiği, sahnede altını ıslattığı ya da rolünü unuttuğu için yetişkinlerin güldüğü sevimli bulduğu ama çocuktaki karşılığının utanma, yetersizlik, başarısızlık, yeteneksizlik olduğu gösteriler… 

Okulöncesi eğitim kurumlarında çocuklar için bir işkenceye dönüşen ancak ne velilerin ne öğretmenlerin ne de okul yönetiminin vazgeçemediği “gösteriş”e dönüşen gösterilerin pedagojik açıdan pek çok eksiği vardır ve birçok çocukta travmatik izler bırakabilmektedir.
Yapılan gösteriler, pekçok çocuğun kural, sınır, disiplin, planlama, takım çalışması, iletişim ve sunum becerileri gibi alanlarını desteklediğini görülebilir ancak bir de madalyonun diğer tarafına bakmak gerekiyor. Sahne arkasını göremeyeceğiniz, nasıl bir süreçte ortaya çıktığını bilemediğiniz gösterilerde ezberlediğini unutan, hatalı telaffuz eden, sahnede elbisesi açılan, kaygısını kontrol etmekte güçlük yaşaya pek çok çocukta yıl sonu gösterisi deneyimi travmalara sebep oluyor. Öyle ki, bu travma ilerde topluluk önünde kendisini ifade etmesinin, ilişki kurmasının, öz saygısının bile önüne geçebiliyor.
Bu gösteriler; tüm farklılıklarına rağmen “her çocuk özeldir ve bireydir“ söyleminin yerle bir olduğu, sözde çocuklar için düzenlenen bu özel ve güzel günlerde “eğlenen” değil “eğlendiren” durumunda olmasıyla çocukların istismar edildiği, sağlıklı gelişim ve özgürce oyun oynama haklarının ellerinden alındığı gösterileredönüşebilmektedir…
Özellikle okul öncesinde ay farkı bile çocuklar arasında inanılmaz gelişim farklılığı gösterirken, çocuklardan eş zamanlı ve birlikte hareket edecekleri bir performans beklemek ne kadar anlamlıdır?
Herkesi kuşatan tüketim kültürünün ve çocuğun yüksek yararını unutulmasının bir sonucu olan “gösteri(ş)lerin” erken çocukluk döneminde eğitim süreçlerinde mükemmeliyetçi bakış açısı doğrultusunda gerçekleşmesi, onarılması gereken hasarlara yol açabilmekte.  

Peki bu gösteriler hazırlanırken neleri göz önünde bulundurmalıyız?
• Gösteri öncesi öğretmenin çalışması ve tutumu büyük önem taşımaktadır.
• Süre kısa tutulmalıdır. Yaş grubuna göre dikkat süresi farklılık göstermektedir.
• Katılımı zorunlu tutmak yerine çocuğu heveslendiren, motive eden yaklaşımda olunmalıdır.
• Ve en önemlisi; EBEVEYNLER HİÇBİR ZAMAN ÇOCUĞUNU DİĞER ÇOCUKLARLA KIYASLAMAMALIDIR.



Şeyma TEKİN

Yazar Şeyma TEKİN

1985 doğumlu Şeyma TEKİN Dokuz Eylül Üniversitesi İstatistik Bölümünden mezun olmuştur. Bir bakanlıkta İstatistikçi olarak meslek hayatına başlamış daha sonra başka bir kamu kurumuna geçmiş o sırada Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünü okumuştur. Çocuklara olan ilgisinden dolayı çocuklara yönelik birçok eğitimlere katılmış en son Çocuk Kitabı Yazarlığı eğitimini tamamlamıştır. Henüz yayınlanmamış beş çocuk kitabı bulunmakla birlikte çalıştığı kurumun kreşinde Kreş Sorumlusu olarak görev yapmaktadır. Enerjisi dolup taşan bir oğul annesidir. Psikolog bir arkadaşı ile birlikte @içimdışımcocuk adlı bir instagram sayfası yönetmektedir.
Okumaktan, araştırmaktan ve üretmekten keyif alan Şeyma; psikoloji, ezoterik, spritüel konular, okült ilimler üzerine okumalar, araştırmalar yapmaktadır. Başlarda hobi olarak ilgi duyduğu astroloji alanında eğitimlerini alarak mesleğe dönüştürmüş ve insanlara olan ilgisini ve kişilerarası farklılıkları gökyüzü ilimi ile inceleyip doğum haritası danışmanlığı yapmaktadır.

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Annemi Anne Olunca Anladım

BENEKLİ VE YAVRULARI